Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?

Ezel Akay ikinci filmi Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’de -ilk filmi gibi- kendisi için Anlatan: Ezop adını kullanır…

Aisopos (Ezop), eski Yunan fabllarını derlediğine inanılan, ama yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazar…

Anlatma, hele tarihin oldukça bilinmeyen kişilikleri üzerine bir öykü / masal = sinema anlatma ve bunu başarma, üzerinde yazılması gereken bir olay…

Olay diyorum, çünkü sinemamızda (Yeşilçam’da) tarihi filmler, -istisnaları hariç- çoğunlukla inandırıcı olmayan dekorlarda, ikna edici olamayan anlatımlarla yapılmıştır. Ezel Akay ise dekorluğunu belli eden ama inandırıcı olan, bazı sahnelerdeki yapaylığı ile sinemada masal anlatmada sinemamızda denenmemiş -aslında Altıoklar’ın İstanbul Kanatlarımın Altında da örnekleri verilen- teknik yollara başvuruyor.

Masal girişi gibi, yazı ve sözlü olarak anlatımına başlayan Ezel, anlattığı olayların başlangıcına Karagöz’ün annesinin kehanetini yerleştiriyor. Nasılsa (!) Karagöz’ün göbek deliği yokmuş ve kendisi gibi birini bulunca ünleneceklerdir. Bulur da (Hacı İvat Çelebi) ama bu tip anlatılarda -masallarda, sinemada- karşılarına bir çok problemler ortaya çıkar, karşılaşma sonrası çatışırlar ve sonra, olayların getirdiği noktada kader birliği yapmak durumunda kalırlar. Karşılaşmaları öncesi, zamanın popüler elçisi Hacı İvat (“Hacivat” da denir diyor), Kadı Pervane’nin bir oyunu ile ölümle burun buruna gelip, canını zor kurtarınca dönüp dolaşıp yeni kurulup şekillenme çabaları içindeki Osmanlı’nın yeni yerleşim merkezi Bursa’ya gelir; göçebe Karagöz de yolların kendisini getirdiği Bursa’da miadını doldurmuş ineği (Altın’ı) Hacivat yüzünden bıçak altında kaybeder.

Ezel, Karagöz ile Hacivat’ın öyküsünü, Bursa’da oluşmakta olan bir devletin yönetimindeki çıkar hesaplarını da katarak anlatırken, olayın başlangıcını bilen ve yeni olaylar arkasındaki hesapları görebilen Hacivat yanında, yalnızca tanık olduğu bir takım olayların arkasındaki hesaplarını anlamasa bile, salt olaylara, saflığı ve hesapsız kitapsız duyguları ile karşı çıkan Karagöz; kendi aralarında ve halkın huzurundaki konuşmaları ve konu ile ilgili nükteleri ile (Karagöz çoğunun farkında bile değildir) halkın dikkatini çekerler, tabii yönetiminde… nükte / mizah bedeli olan bir şeydir.

Kadı Pervane’nin bir dalevera ile ele geçirdiği elmasın (Kafuruğu’nun) varlığından haberli olanlarca bölüşülmesi -ki aralarında Orhan Gazinin karısı Bizans’dan fethedilen Yarhisar Tekfuru’nun kızı Holophira (Nilüfer Hatun) da var- ve bu olayın duyulmasını önlemek için Hacivat ile Karagöz’ün dozu ağır kaçan mizahlarının bahane edilmesi… tarihin farklı perspektiflerde fazla da değişmediğini gösteriyor…

Sinema olarak, yönetmenin kendini anlatıcı olarak tanıtması yerine oturuyor, anlatılanın masal olması ve de sinemasal olması, kendisi içinde tutarlı olması, mekân / dekorun da denk gelmesi, görüntü düzenlemesi ile istenilen sonuca ulaşıyor.

Filmin ses kuşağındaki bozukluk yer yer sıkıntı yaratıyorsa da, görüntüsel anlatım masal havasını tutturuyor, Karagöz’ün ilk kez göründüğünde önce gölgesinin vurduğu bir perdenin arkasından çıkması, Karagöz ile Ayşe Hatun’un birbirinden ayrı ellerinin gölgelerinin birleşmesi, son kutlama gecesinde Karagöz ve Hacivat’ın gölgelerinin vurduğu duvardaki akislerinin Orhan Gazi ve yanındakilerce, canlılarının bırakılarak -duvara bakılarak- seyredilmesi, gölge oyununun gelişinin habercisi olurken, sinemanın görselliğini de öne çıkarıyordu.

Sinema (film) yönetmenin düşünüp kotardığı sanat olurken, anlatımın bir unsuru olan oyuncuların pozisyonu farklılık gösterir. Oyuncunun filmin görünür yüzü gibi algılanması bir yana, filme değer katması da olasıdır. Ezel Akay’ın anlatısında, filme adını veren iki kahramanı oynayan iki oyuncusu da oynamanın ötesinde kişiliklerini canlandırdıkları tipleri, tipten çıkarıp karakter yapıyorlar. Halûk Bilginer ve Beyazıt Öztürk, Karagöz ve Hacivat olurken diğer oyuncularda üzerlerine düşeni yapıyorlar.

Tarihin masal, masalın tarih olduğu günleri anlatan filminde Ezel Akay, sinemanın anlatımı ile masalın anlatımını birleştirerek ve bu biçimi ile tarihe bakarken, sinemamızda tarihi film yapabilmenin olumlu bir örneğini veriyor. Ama, anlatılan sinemasal yinede bir tarih değil, sinemadır. Tarih biraz daha farklılık gösterebilmektedir. Yaptıkları nükteler yüzünden yaşamlarını yitiren iki kafadarın akıbeti biraz farklı da anlatılmaktadır. Karagöz’ün öldürülmesi sırasında kaçabilen Hacivat’ın Mekke’de eşkıya tarafından öldürüldüğü de rivayet edilmektedir.

(17 Mart 2006)

Orhan Ünser

“Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” üzerine 12 düşünce

  1. Bence kesin bilinmeyenler üzerinde çok durmamak gerekir. Hacivatla Karagöz Neden Öldürüldü? filmini beğendiğimi ifade etmek isterim. Sonuçta bu bir filmdir, tarihin kendisi olamaz. Tarih zannedenler ise bilgi eksikliği bulunanlardır sadece. Bu filmde emeği geçenleri kutluyorum. Özellikle Karagöz rolü için Haluk Bilginer’i tabiki. Bu arada Beyaz’ın ve Kadı Pervane rolünün hakkını verenleride kutlamak gerek. Nilüfer Hatun, Ayşe Hatun, Eşrefoğlu Beyliği beyi, hepsi şahane. Tebrikler.

  2. İnanılmaz eğlenerek izlemeye başladığım filmin sonunda bütün gülmelerim kursağımda kaldı. Haksız yere öldürülmeleri resmen boğazımı düğümledi. Komedi filmi izlediğimi zannediyordum ama final gerçeten çok etkiledi. Başarılı bir çalışma; konuşmaların bazılarını dilden dolayı anlamakta zorlansam da, oyunculuğa söyleyecek sözüm yok. Halûk Bilginer harika, ağlamasına bayıldım. Beyazıt’a da kurnaz Hacivat yakışmış. Tebrikler.

  3. Değişik bir filmdi ama saçma yanları da vardı. Meselâ filmin başındaki yaratık çok anlamsızdı ama Halûk Bilginer, Güven Kıraç ve tabikide Beyaz çok başarılıydı. Levent Kazak, Ayşen Gruda, Ayşe Tolga ve Ezel Akay da unutulmamalı. Bu filmin ekibini farklı bir konuyla başka bir filmde karşımıza çıkmasını bekliyorum.

  4. Bence Osmanlı’nın kuruluş dönemini güzel anlatılmış. Abartıya kaçılıp sakallı ve cüppeli insanlar çok kullanılmamış. Galiba ilk defa tadında bir tarih filmi çekildi Türkiye’de. Emeği geçen herkese teşekkürler. Mümkünse aynı kadrodan eğişik projeler bekliyoruz.

  5. Ben gerçekten bu usta oyuncuları ve yönetmeni kutlarım. Beyaz’ı ve Halûk Bilginer’i söylememe gerek yok, çünkü onlar büyük birer usta. Filmin CD.sini yirmi kez izlemişimdir, yirmisinde de gülmüşümdür. Tebrikler. Beyaz’la Halûk Bilginer mükemmel bir ikili olmuşlar.

  6. Filmi az önce seyrettim. Ben sanat eleştirmeni değil, sadece seyirciyim. Onun için aldığım zevke göre değerlendirme yapabilirim. Bana göre nefis bir film, mistik yönleri çok etkileyici. Pek çok inanışı ve dini vurgulayan motifler var. Özellikle şaman inanışıyla ilgili çok az bilgi verilir filimlerimizde, bu filmde biraz değinilmiş çok da harika olmuş. Ama bana göre en önemlisi Nilüfer Hatun karakteri! Osmanlının çok karışması bize pek iyi bir miras olarak kalmadı gibi geliyor bana. Nilüfer Hatun’la ilgili gerçeğe yakın tarihi kaynaklara ulaşabilmek isterdim doğrusu veya bu konuda iyi araştırmalar sonucu yapılmış objektif bir film izlemek bana müthiş zevk verirdi.

  7. Hacivat ve Karagöz’ün hayranıyım ve birçok oyununu gördüm. Lütfen yeniden yapınız.

  8. Hakikaten tam ayarında, en güzel Türk filmlerinden biri olmus. Dediğiniz gibi Halûk Bilginer, Beyaz ve Şebnem Dönmez tamamen birer usta. Filmin sonu ise filmin sonuna kadar izlenmesi gerektiğini gösteriyor bize. Tam anlamıyla çok güzel bir film. Çok sevdim. :)

  9. Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? hakkında ayrıntılı olarak bilgi istiyorum. Yardım ederseniz sevinirim. Hoşçakalın.

  10. Bu film bizim orada çekildi. Beyaz gerçekten cana yakındı, Şebnem Dönmez soğuktu. Beyaz’ı çok gördüm, hatta bizim evin oraya geldiler. Sakal bıraktı ama yine tatlıydı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>