Bir Film
21 Eylül 2006Bir Film, 15 - 17 Eylül 2006 Haftasonu Box Office listesi için tıklayınız.
Bir Film, 15 - 17 Eylül 2006 Haftasonu Box Office listesi için tıklayınız.
35 Milim Filmcilik, 15 - 17 Eylül 2006 Haftasonu Box Office listesi için tıklayınız.
Toronto Film Festivali’nden ödülle dönen Altın Portakal’ın son yarışma filmi Takva’nın galası AKM’de yapıldı. Galanın ardından yapılan söyleşiye yönetmen Özer Kızıltan, senarist Önder Çakar, oyuncular Erkan Can, Güven Kıraç ve Settar Tanrıöğen katıldı.
Dini duyguları çok kuvvetli bir adamın gerçek dünyada içine düştüğü maddiyat - maneviyat açmazını konu edinen filmin senaryosunu yazan Önder Çakar, Bu senaryoyu yazarken babamdan esinlendim. Kendisi 50 yaşından sonra İslâmi öğretilerin içine girmişti. Aslında bu hikâyeyi anlatmak, onun yaşadıklarını bilmek, öğrenmek çabasıydı, ifadeleriyle neden böyle bir konu seçtiğini açıkladı.
43. Altın Portakal Film Festivali’nin yarışma filmlerinden İki Süper Film Birden’in galası Antalya Kültür Merkezi’nde yapıldı. Komedi unsurlarıyla izleyenleri eğlendiren filmin gösterimi ardından gerçekleştirilen söyleşiye, yönetmen Murat Şeker, yapımcı ve senarist Erol Adilçe, oyuncular Tim Seyfi, Uğur Polat, Beste Bereket, Yasemin Öztürk ve Mesut Akutsa katıldı. Filmin gerçekleşmeye başladığı andan itibaren bir bakış açısı filmi olarak şekillendiğini belirten Murat Şeker, Yaşam bir komedidir. Biz de böyle komik bir film yaparak aslında bir yandan kendimizi de kritize etmeye çalıştık. dedi.
43. Altın Portakal Film Festivali’nde ulusal uzun metraj yarışma filmlerinden Biray Dalkıran’ın yönettiği Araf adlı filmin gala gösteriminin ardından düzenlenen söyleşiye filmin yönetmeni Biray Dalkıran, oyuncular Akasya Asıltürkmen, Murat Yıldırım, senarist Hakan Bilir ve müzisyen Hayko Cepkin katıldı. Yönetmen Biray Dalkıran, Araf’da her kareyi reklâm filmi titizliğiyle çektiğini söyledi. Dalkıran, Ruh halimin fazlasıyla bozuk olmasından dolayı korku filmleri çekiyorum. Bu filmlerde Türkiye’de konuşulmaktan korkulan konuları işliyorum. Bunlardan biri de kürtaj, dedi.
43. Altın Portakal Film Festivali coşkusu, kent etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen açık hava sinema gösterileri ve konserlerle Antalya’nın dört bir yanına taşınıyor. Cumhuriyet Meydanı’nda dün Organize İşler filminin gösteriminin ardından sahneye çıkan pop müzik sanatçısı Murat Başaran’ı yaklaşık 3 bin kişi izledi.
Antalyalılar, geçen yıl vizyona giren başarılı Türk filmlerini, Cumhuriyet Meydanı, Karaalioğlu Parkı, Dokuma Antkoop Siteleri, Habipler Kapalı Pazarı ve Güzeloba Kapalı Pazarı’nda kurulan dev ekranlarda izleme fırsatı bulurken, ardından birbirinden ünlü isimlerin verdiği konserlerle eğlenceye doyuyor.
2006 Altın Portakal bünyesinde düzenlenen real,- Geceleri’nde, Yeşilçam rüzgârı esti. Yönetmen Ülkü Erakalın’ın Yıldızlar Gökte Yaşar, isimli tek kişilik oyununda, usta yönetmen, 60 yıllık sinema, tiyatro, müzik ve gazetecilik anılarını sanatseverlerle paylaştı. Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen real,- Geceleri’nin ilk etkinliği olan Yıldızlar Gökte Yaşar, 19 Eylül 2006, Salı günü Altın Portakal izleyicisine Yeşilçam nostaljisi yaşattı. Ülkü Erakalın gecede, Türkan Şoray’dan Cahide Sonku’ya, Sadri Alışık’tan Zeki Müren’e, Bedia Muvahhid’ten Hülya Avşar’a sinema dünyamızın yıldızlarını anlattı.
Geleneksel yöntemlerle sahici dondurma lezzetlerini üreten Ali Usta’nın trajikomik hikâyesini anlatan Dondurmam Gaymak, 2006 Altın Portakal’ın resmi sponsoru real,-’in düzenlediği real,- Geceleri kapsamında Antalyalılarla buluşacak. 22 Eylül Cuma günü saat 21:30’da Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu’nda gösterilecek olan Dondurmam Gaymak’ın ardından filmin müziklerini yapan Baba Zula konser verecek.
Çekimleri Muğla’da tamamlanan ve 24 Kasım 2006’da vizyona girecek olan Dondurmam Gaymak filmi, yerel bir öyküden yola çıkarak tüm dünya insanlarının zevkle izleyebileceği dokunaklı olduğu kadar da eğlenceli bir film.
Altın Portakal’da yarışan Derviş Zaim’in yeni filmi Cenneti Beklerken’in gala gösterimi Antalya Kültür Merkezi’nde yapıldı. Neredeyse tüm yapım ekibinin yer aldığı gösterim sonrası düzenlenen söyleşiye gösterilen ilgi büyüktü.
Gala gösterimi sonrası oyuncular, yapımcılar ve yönetmenin de katılımıyla düzenlenen söyleşide konuşan Derviş Zaim, dört yıllık bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan çalışmadan mutluluk duyduğunu belirterek, Yapım sürecinde anlatılsa trajikomik bir hikâye olabilecek bir sürü terslik yaşadık. Hâttâ iki gün öncesine kadar filmi festivalde seyredip seyredemeyeceğimizden bile emin değildik. Ama neyse ki sonuç güzel oldu, dedi.
Antalya Altın Portakal Film Festivali 43. yaşında bir kere daha bini aşkın konuğu ağırlıyor. Bu, Türkiye’de düzenlenen kurumsal etkinlikler içinde ulaşılması artık imkânsız bir rekor…
Geçen yıllara nazaran festivalin çehresinin giderek değiştiğini pek âlâ herkes görebiliyor. Meselâ Türk sinemasının yıldızları yerine dünya sinemanın (bilhassa Hollywood) yıldızları boy göstermeye başladı Antalya’da. Bunlardan biri ve en önemlisi elbette çok zeki, entelektüel bir kadın ve çok iyi bir oyuncu olan Faye Dunaway… Sanatçının basın karşısına çıktığı toplantıda, duraksamadan sürdürdüğü konuşmasındaki entelektüel birikim hemen hissediliyordu.
Diğer önemli konuklardan Şeytanın Avukatı, Ray, Subay ve Centilmen gibi büyük gişe hasılatı sağlamış ve Oscar’a aday gösterilmiş filmlerin yönetmeni Taylor Hackford ve eşinden de mutlaka söz etmek gerek. Ancak bu büyük sinema adamlarının Antalya halkının beynindeki karşılığı ne? Ben çok olumlu olduğundan pek emin değilim.
Şöyle ki:
Havaalanından festival konuklarını otellerine taşıyan otobüslerden birine bindiğimde Orhan Gencebay’ın 1960’larda 33 devir plâklarda başlayıp hâlâ dönüp duran şarkısı Batsın Bu Dünya çalıyordu… Peki Sting dinleyen ve dünya sinemasını izleyen Antalyalı yok mu? Elbette var ancak genel ortalama birinciden yana ağır basıyor…
Bu durumda filmleri olsun veya olmasın Türk sinemasının yıldızlarının en azından açılışa katılmalarını ve halkı selâmlamalarını sağlamak gerektiğini düşünüyorum (Bu arada bunu konuştuğum bir arkadaşım bana ‘Türk sinemasında yıldız mı kaldı ki?’ diye soruverdi!).
Aksaklıklara Rağmen
Altın Portakal yarışı iki koldan devam ederken basında festival ile ilgili yer alan haberler ve yorumlar gerçekleri de abartıları da içeriyor. Daha birkaç yıl önce annelerine muhtaç yaşayan yeni yetme oğlanlar ve kızlar, her ne hikmetse basında koca sayfalarda ahkâm kesiyorlar.
Doğrudur, pek çok konuda olduğu gibi aksamalar sürüp gidiyor ama acıklı olan, bunun yıllarca yazılıp çiziliyor olması…
Durup düşünüyorum: Peki ben söylemedim mi?
Elbette söyledim ve yazdım. Ama bunlar daha çok çözümü de içeren tenkitlerdi. Tekliflerimin bel kemiğini, ‘Antalyalıların bir kadro oluşturarak kendi festivallerine sahip çıkmaları’ fikri oluşturuyordu. Bu konuda hâlâ da ısrarcıyım…
Bu yıl yaşanan aksaklıklar üzerine, 44. Portakalda açılış ve kapanış bir başka kurum tarafından gerçekleştirilecekmiş!
Belki on defa söyledim, söylemeye devam edeceğim: AKSAV silkinip kendine gelmeli, profesyonel ve nitelikli elemanlar istihdam edip bunlarla birlikte yürütmeli işi.
Antalya Altın Portakal genel olarak Antalyalılar tarafından yürütülmeli…
Aspendos Salonu Düzeltilmeli

Antalya Kültür Merkezi Aspendos salonunda yapılan gösterimlerde yıllardan beri yaşanan aksamalar bu yol da devam etti. Elektrik kesintisi, bobin değiştirme problemi (Bir film ticari sinemada olduğu gibi ortadan ikiye bölünüp patlamış mısır molası verilmez), ses problemi, bazı gösterim formatlarının bulunmaması; böylece yönetmenin çerçevesinin heba olması gibi…
Aslantuğ ile Neler Konuştuk
Bu arada Türk sinemasının yüzakı sanatçılarından Mehmet Aslantuğ ile yaptığımız bir muhabbetin bazı bölümlerini fevkalâde önemli bulduğum için size aktarmadan edemeyeceğim.
Aslantuğ daha önceki yıllarda pek çok ödül aldığı ve bu yıl jüri üyesi olarak geldiği şehirde bu yıl pek mutlu görünmüyordu. Bunun sebebi ise tamamen sinema yapan insanların garip tutumu olmalıydı.
Aslantuğ şöyle dedi: “Bazıları sanki ceplerinde yaşamın ve ölümsüzlüğün sırrını bulmuş gibi bir hava içindeler ki, olmadıklarını hepimiz biliyoruz. Ama bana göre yaşam daha iyi insan olmak, daha iyi bir eş, baba, arkadaş olmaya çalışmaktır…”
Aslantuğ’a sonuna kadar katılıyorum. Ve uluslararası bölümünün açılışında söylediği şu sözün altına da her zaman imza atarım:
“Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliği umarım bir gün yabancı ülkelere onur konuğu sanatçılar gönderirler…”
(20 Eylül 2006)
coskuncokyigit@gmail.com