Bir Dürüst Hokkabaz: Cem Yılmaz!

Büyü filminin galasında çıkan yangınla meşhur olan Maçka’daki G-Mall (Her ne demekse?) sinemalarında Cem Yılmaz’ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği Hokkabaz’ın basın gösterimi yapıldı. Cem Yılmaz, BKM’nin sahibi ve filmin yapımcısı Necati Akpınar ile beraber, filmi SİYAD üyeleri ile izlemeye gelmişti… BKM’nin cana yakın basın halkla ilişkiler yöneticisi Selma Semiz, tüm sinema yazarları ile Yılmaz ve Akpınar’ı tanıştırıyordu. Bu fasıldan ben de geçtim. Akpınar ile hayatımda ilk defa karşılaştığımı belirttim ama Cem Yılmaz ile biz hiç kimsenin gayreti olmadan tanışmıştık! Cemal Reşit Rey’de bir etkinlikte Yılmaz kameramanlar ordusundan kaçıyor ben de tuvalete koşuyordum ki, toslaştık!

O olayı hatırlattım, Yılmaz Uğur olsun diye çarpışmıştık dedi..

Haydi hayırlısı Cem Yılmaz, inşallah uğurlu olur…

Turist Ömer “Afferin Sana Lan Cem!” Diyecek Sandım

Sonra filmi seyrettik. Cem klâsik bir hikâyeyi film çekmiş. Bu ifadem filmin eski - bayat olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine biraz nostalji havası yaratan ve içinden birdenbire rakçı kızların da çıktığı bir günümüz hikâyesi ile karşı karşıyayız. Hani modacılar bir kumaşı taşlayıp eskitiyorlar ya, Yılmaz da bilinçli olarak bunu yapmış ve samimiyetle söyleyecek olursam Hokkabaz’da, Sadri Alışık’lı siyah beyaz filmlerin havasını buldum. Neredeyse Turist Ömer bir sahnede başını uzatıp, mâlum selâmını verdikten sonra Afferin sana lan Cem diyecek sandım!

Hikâye Acıklı Ama Sonu Ferah

Baba sevgisi ve desteğinden mahrum bir gencin (Cem Yılmaz, yani İskender Tünaydın, yani Hokkabaz) sevgiyi arayışı ve herşeye rağmen yaşama direncini verişi bakımından fevkalâde güzel bir anlatımdı.

Filmde çok hoş duran şeylerden biri de bu sevgisiz babanın aslında Kıbrıs gazisi olup, kafayı biraz sıyırmasına rağmen milli değerlerine çok bağlı bir karakter olarak verilmesiydi. (Bu karakteri Mazhar Alanson canlandırıyordu). Nitekim Gelibolu’da rakı içip kafayı bulduktan sonra delibozuk babanın, Şehitliğe böyle gidilmez, ayıp olur demesi, Cem Yılmaz’ın hassasiyetlerini ele vermesi açısından çok dikkate değer diyaloglardan biriydi. Nitekim Ömür Gedik’e verdiği röportajında Çanakkale’ye karınca kararınca da olsa bir saygı duruşunda bulunduğunu açıkça ifade etmekten çekinmemiş!! Gerçekten de afferin sana Cem!!!

Cem Yılmaz ve ekibine hiçbir yapmacıklığa düşmeden güzel bir hikâye anlattıkları için yapmacıksız bir tebrikle kutluyorum…

Küçük not: Rock müziğin asi kızı Özlem Tekin’in (filmdeki adı Fatma Nur Gaye Türksönmez) oyunculuktaki başarısının altını çizmekte fayda var. Sinemamız pek çok defa sahnelerden klâsik tarz müzik yapan sanatçı ithâl etti (Emel Sayın, Ahmet Özhan vb. gibi). Bu defa rock müzik yapan bir sanatçıyı (Teoman’ı saymıyorum o yaratıcı director ve oyuncu çünkü!) ithâl etse fena mı olur!?

(27 Ekim 2006)

coskuncokyigit@gmail.com

Yorum yapabilirsiniz