Eve Dönüş filmini Antalya’da festival esnasında seyrettiğim için İstanbul Lütfi Kırdar’daki galasına katılmadım. Aslına bakarsanız, muhtemelen yazdıklarımdan olacak, Ömer Uğur ile çok eskilere dayanan bir tanışıklığımız olmasına rağmen beni bizzat çağırma lütfunda bulunmadı! Oysa Ömer’in yolunda tek başına yürüdüğü sıkıntılı yıllarda (o sıralarda bağımsız bazı yönetmenlerin Moda’da kendi filmlerini yaktığı günlerdi ve Ömer Uğur da benzer sıkıntıları yaşıyordu) önceki gün galasına çağırdığı zevattan hiçbiri yanında değildi. Ne sanatçı dostları, ne gazeteci tanıdıkları ne de diğer davetliler… O zaman ben milliyetçi Tercüman’ın sinema yazarı, O solcu bir yönetmen olarak pek güzel anlaşabiliyorduk. Neden mi, çünkü ortak meselemiz sinemaydı!
Peki ne değişti dersiniz? Bende değişen bir şey yok. Çok önemli bir sinema vakfının başkanına dediğim gibi, “Tek bir menfaatim yok ama sinema hayatımı anlamlı kılıyor!”. Fakat her ne hikmetse devran çok acımasız bir çark döndürüyor… Ve bir yazar, duyduklarından, gördüklerinden yola çıkarak bir yorum yaptığında hemen kara listeye alınıveriyor…
Elbette Gazeteciler de Yanılır
Gazeteci, yazılarında yanlış bilgiye dayanmış olabilir; yorumlarında hataya düşebilir; abartılı ifadeler kullanabilir… Ama bütün bunların bir çaresi vardır; muhatabı o gazeteciyi arayarak doğru bellediğini anlatır ve düzeltmesini talep eder… Medeni biçimde bu işin böyle sürüp gitmesi gerekir ama böyle olmuyor. Eline bir güç geçirenler, gazetecileri mahkûm etmek için bunu bir yok etme şehvetiyle kullanıyorlar…
Eve Dönüş’e dönecek olursam; film hakkındaki yargım şudur: Basit bir hikâye, düz bir sinema dili, abartısız oyunculuklar, gecekondu fotoğrafı estetiğinde görüntüler ve samimiyet. 12 Eylül 1980 Darbesi’nde insanların böcekler gibi ezilmesine, sersefil edilmesine karşı (yukarıda bahsettiğim gibi yalnız ve desteksiz kalmaktan dolayı) geç kalmış bir duruş. İşkenceye karşı onurlu bir karşı çıkış… Ki tam burada, “İsmail Güneş’in Gülün Bittiği Yer filmine ne kadar benziyor.” dedirten sahneler! Ama olsun. İnsan onuruna karşı işlenen suçları perdeye yansıtmak, isterse etki altında olsun, takdire değer bir tekrar biçimi…
Sibel’in Konuşmasından Yola Çıkmıştım
Gelelim “şalvarlı erotizm” ile gündemi yeniden işgâl etmeye başlayan Eve Dönüş’ün Altın Portakallı kadın oyuncusu Sibel Kekilli’nin medyaya yaptığı açıklamalara… Tam da yazdığımın cevapları niteliğinde sözler: “Senaryoyu okuduğum zaman inanamadım. Bunun gerçek olup olmadığını sordum. Mustafa Alabora ve diğer arkadaşlar bana bunun doğru olduğunu anlattılar.” vs., vs.
Yani portakallı oyuncumuz bütün senaryoyu okuduğunu açıklıyor! Peki ben bu sözleri neden bir cevap olarak algılıyorum? Çünkü Sibel Kekilli’nin Altın Portakal almasını pek yadırgamış ve şunları yazmıştım:
“Bu kararlardan biri, En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile ilgili; Sibel Kekilli’nin Eve Dönüş’ün hikâyesi bağlamında, canlandırdığı karakterin duygusal hayatına ilişkin hiçbir özelliği vurgulayamadığı oyunculuğuyla nasıl ödül alabildiği bir soru değil, sorun değil, sorunsal olarak havada asılı duruyor!
“Çünkü Kekilli basın toplantısında Ben böyle bir film çektiğimizi bilmiyordum. Seyredince çok şaşırdım ve etkilendim. Türkiye’de böyle şeyler olmuş. Çok ayıp! anlamına gelen ve öğretilmiş, ezberletilmiş olduğu izlenimini veren sözler söyledi.
“Bu sözleri onun senaryonun bütününden bîhaber olabileceğinin açık bir göstergesiydi. Büyük bir ihtimalle senaryonun tamamını okumamıştı… Filmin neye dair bir konuyu işlediğini bilmeyen bir oyuncunun nasıl En İyi Oyuncu sayılacağını, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin önemli isimlerden oluşan jürisi böylece tüm dünyaya öğretmiş oldu!”
Uğur ve Kekilli’ye Önemli Tavsiye
Yazdıklarımda hâlâ ısrarcı mıyım? Hayır! İnsanların söylediklerine inanırım. Demek ki Sibel, meramını Türkçe anlatamadığı için ben Antalya’da onu yanlış anlamışım! Bu durumda Ömer Uğur’a, ve Sibel Kekilli’ye tavsiyem olacak:
Sevgili Ömer Uğur; atalar, “Eski dost düşman olmaz” demiştir, bunu hiç unutma!
Sibel Kekilli, ana dilin Türkçe’yi doğru dürüst öğren ve konuş. Hem iyi anla, hem de iyi anlat. Bu eksikliğin yüzünden içimde hâlâ daha bir şüphe var: “Sibel acaba Eve Dönüş’ün senaryosunu Türkçe’sinden mi okudu yoksa Almanca’sından mı? Film çekilirken Ömer Uğur ve rol arkadaşlarıyla bu kırık Türkçe ile mi irtibat kurdu?” diye!
Öyle ya!
(03 Kasım 2006)
coskuncokyigit@gmail.com