5 Nisan 2007 arşivi

TRT’den “Bossert - Karatepe” Belgeseli

5 Nisan 2007

TRT’nin, Alman arkeolog Prof. Dr. Helmuth Theodor Bossert’in Türkiye’deki çalışmalarının anlatıldığı Bossert - Karatepe isimli belgeselin çekimlerine Adana ve Osmaniye’de devam ettiği bildirildi. Müjdat Taner’in yönetmenliğinde Kadirli, Kozan ve Karatepe’nin dışında İstanbul’da çekimleri sürecek belgeselin senaristliğini Burçak Evren, kameramanlığını Ali İhsan Açıkgöz ve Haluk Ertuğrul, yapım yardımcılığını ise Ali Gör yapıyor. (Haber: Serpil Boydak)

  • Geniş bilgi için tıklayınız.
  • Sinema İzleyici Profili Araştırması

    5 Nisan 2007

    Türkiye’de 1992 yılında 7,8 milyon olan sinema seyirci sayısı, 2006′da 34,9 milyona yükseldi. AC Nielsen Türkiye tarafından Fida Film için gerçekleştirilen Sinema İzleyici Profili araştırması, toplam 13 ilde, 50 sinemada ve 3 bin 652 izleyici ile gerçekleştirildi. Araştırma sonuçlarına göre, veriler sosyo - ekonomik statü açısından değerlendirildiğinde, sinema seyircilerinin en büyük kısmını üst - üst orta gelir grubu oluşturdu. Sinema seyircileri içinde kemikleşmiş bir paya sahip olan ve 2002 yılında yüzde 62 orana sahip olan bu kesim, son verilere göre de yüzde 61,8 ile bu oranı korudu. (Haber: Serpil Boydak)

  • Geniş bilgi için tıklayınız.
  • Nefin Dinç, “İsmini Melek Koydum” Adlı Belgeseli ile ABD’de Ödül Kazandı

    5 Nisan 2007

    Türk belgeselci Nefin Dinç, Washington DC Bağımsız Film Festivali’nde, İsmini Melek Koydum (I Named Her Angel) adlı belgeseli ile Dünya Sineması dalında Özel Başarı Ödülü kazandı. Dinç, belgeselinde 12 yaşındaki Elif’in, Mevleviliğin temellerini öğrenmesini anlatıyor. Elif’in gözünden sema, Mevlâna’nın öğretileri, Şeb-i Arus gösterilerinin derinliğinin dile getirildiği ve İslâm’ın tasavvufi kısmının tanıtıldığı belgeselin süresi 30 dakika. Yurt dışında birçok festivalde gösterilen belgesel, Türkiye’de de İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nde gösterilmişti. İlk belgeseli Cumhuriyet Treni’ni 1999 yılında çeken Dinç, daha sonra Rebetiko: İki Şehrin Şarkısı filmini çekti. (Haber: Serpil Boydak)

    Ustalara Saygı, Bedri Koraman İçin

    5 Nisan 2007

    Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen Ustalara Saygı etkinlikleri, 09 Nisan Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek olan Bedri Koraman gecesi ile sürüyor. Kültür, sanat, edebiyat ve düşün dünyasındaki usta isimlerin çalıştıkları alanlara damga vuran çeşitli yönleriyle izleyiciyle buluştuğu gecelerin yirmi yedincisi saat 19.00’da Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde. Faruk Şüyün’ün hazırlayıp yönettiği etkinlikte Türk karikatürünün duayenlerinden Bedri Koraman’ı farklı meslek gruplarından, hepsi alanlarında isim sahibi olmuş dostları anlatacaklar. Gecede, Koraman için hazırlanan kısa bir filmin gösterimi de gerçekleştirilecek.

  • Basın Bülteni
  • Bundan Kurtulmanın Yolu Yok mu Asker?

    5 Nisan 2007

    - Bundan Kurtulmanın Yolu Yok mu Asker?
    - Var Başkanım, Başkomutansınız, Darbe İsteyin!

    Avni Özgürel’in senaryosunu yazdığı Zincirbozan, toplumsal ve siyasi tarihimizdeki en büyük kırılmalardan biri olan 12 Eylül öncesi ve sonrasını dengeli bir dille anlatmaya çalışıyor. Bu yarı belgesel, yarı drama havasındaki filmde yer alan konular, 1960’larda doğan hemen herkesin hafızasında mutlaka derin izleri bulunan hikâyelerden oluşuyor.

    Film bir yandan Türk toplumunun sözde müttefiki ABD’nin gizle servisi CIA tarafından sosyal olarak “anomiye” sürüklenmesini ve siyasi olarak istikrarsızlaştırılışını anlatırken, diğer yandan siyasi ve askeri “memurların” dirayetsizliğini, beceriksizliğini, sen ben vurdumduymazcılığını vurguluyor.

    Mesela askeri kanat Demirel ve Ecevit’in bir araya gelmelerini bir darbe bahanesi olarak not ederlerken, “Yâhu ne oluyor? Bunlar bir araya gelemiyorlarsa demokrasiyi kesmek çare değil. 27 mayıs ve 12 Mart darbeleriyle kestik de ne oldu? Bunun darbesiz bir çıkış yolu olmalı!” şeklinde bir düşünceyi akıllarını getirmiyorlar. Çünkü hamurlarında darbecilik mayası var! Çünkü tıpkı sivil bürokrat ve siyasiler gibi “demokrasi” onlar için de içi boşaltılmış ve gerektiğinde sığınılacak bir kavram…

    Netekim, Nixon filmini hatırlatmanın tam yeri: Watergate skandalı günlerinde basının ve muhalefetin sıkıştırmaları sonucu bütün çıkış yolları kapanan ABD Başkanı Nixon, artık yanında kalan tek kişiye, asker yaverine danışmaktan başka çare bulamıyor. Diyor ki:
    “Hiçbir yolu kalmadı mı bundan kurtulmanın?”

    Yaveri cevap veriyor.

    “Var Sayın Başkan. Siz Amerika Birleşik Devletlerinin Başkomutanısınız. İsterseniz ordu hükümet darbesi yapar!”

    Nixon susuyor biraz düşünüyor ve istifa mektubun yazıyor!

    Nixon filmini seyrettiğim yıllarda bunu Amerikan sivil siyasi liderlerin demokrasi terbiyesine bağlamış ve “Vay be adama bak! Ordu emrinde. Yaveri darbe teklif ediyor. Bir an bile tereddüt etmeden ordu müdahalesini reddederek istifasını imzalıyor. İşte batı bu…” gibi şâirâne şeyler düşünmüştüm. Ama şimdi dünyanın kaç bucak olduğunu daha iyi anlayınca şu soruyu da sormaya başladım: “Acaba Nixon darbe ihtimalini kabûl etseydi ve orduya ‘Benim için harekete geçin!’ emri verseydi ne olurdu? ABD ordusu bir hükümet darbesi yapar mıydı?”

    Kesinlikle emin değilim. Çünkü bugün inanıyorum ki, Nixon gibi siyasi hırsı ayyuka çıkmış ve başkanlık makamını güç belâ ele geçirmiş biri, bu darbeyi canı gönülden isterdi.

    Ama ya ordu?

    Başkan ve Başkumandan Nixon’a “Peki Komutanım!” der miydi?

    Hiç sanmıyorum.

    Ve şimdi anlıyorum ki, Nixon bunu bildiği yani ordunun demokrasiyi kesintiye uğratacak bir darbeye evet demeyeceğini bildiği için istifa etmiştir…

    Çıkarttığım ders ise şu: Bir toplumda eğer ortak değeler varsa, bu sivil veya asker, zengin veya fakir bütün toplum tarafından kabûllenilip içselleştirilmiş olmalı. Aksi takdirde o toplumu bir ayarda tutmak mümkün olmaz…

    İşte Zincirbozan’da alttan alta görülen zafiyet bu. Bir yandan CIA’ya kendini satan istihbaratçılar, bir yanda “demokrasi ve hürriyet” (diğeri özgürlük diyor) satıp oy toplamaya çalışan siyasilerin uzlaşmaz ve aymaz tutumları, bir yandan her kriz anında “Yeniçeriliği” tutan bir askeri bürokrasi, diğer yandan Türkiye’yi kurtarma ideolojisini “kör bir imana” dönüştürdükleri için CIA’den emir aldıklarını bile fark edemeyen sağcı ve solcu eylemciler… Ve en kötüsü de bu kargaşanın içinde Amerika’nın siyasetini sadece iktidar gelebilmek için uygulamaya teşne bir tonton adam!

    Başta da belirttiğim gibi sinema filmi olarak ifade zaafları bulunan Zincirbozan’ın hikâyesi çok ciddi çağrışımlar yapıyor. O dönemi yaşana insanları acı - tatlı hatıralara sürükleyecek kadar gerçekçi bu hikâye için Özgürel’e kocaman bir tebrik!

    ALTYAZI

    Albay Türkeş tarafından kapatılan Amerikan Bürosu konusunda, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden gelen bir mektup, o ofisin CIA Merkezi olduğunu belgeleyecekti. Söz konusu mektubun altında, Büyükelçi Birinci Sekreteri William H. Doyle imzası bulunuyordu. - Hulûsi Turgut, Şahinlerin Dansı, S: 209.

    (12 Nisan 2007)

    coskuncokyigit@gmail.com

    Çifteler, Osmanlı Bankası Müzesi Sineması’nda

    5 Nisan 2007

    Osmanlı Bankası Müzesi Sineması’nda Toplumsal Hafıza / Belgesel Sinema teması altında, 05 Nisan 2007, Perşembe günü, saat 19:00’da Çifteler adlı belgesel gösterilecek. Yönetmenliğini Ahmet Soner’in yaptığı belgeselin ardından, Eğitimci ve Yazar Pakize Türkoğlu, Günümüzün Eğitim Sorunları ve Köy Enstitüleri konulu bir söyleşi yapacak.
    Belgesel, 1936 yılında, Mahmudiye Köyü’nde eğitim kursu olarak açılan okula, ertesi yıl Hamidiye Köyü’nde inşa edilen binaların eklenmesiyle kurulan öğretmen okulunu anlatıyor. 1940 yılında çıkan bir yasayla Çifteler adıyla ilk köy enstitüsü olarak faaliyet gösteren okul, 13 yıl içinde yüzlerce öğretmen yetiştirdi.

  • Basın Bülteni
  • Asterix Vikinglere Karşı

    5 Nisan 2007

    Stefan Fjeldmark ile Jesper Moller’ın yönettiği ve Yetkin Dikinciler, Ali Poyrazoğlu, Emre Altuğ ile Ahu Türkpençe’nin seslendirdiği Asterix Vikinglere Karşı (Asterix et les Vikings – Asterix and the Vikings), 20 Nisan 2007’de Özen Film dağıtımıyla Özen Film / Umut Sanat tarafından vizyona çıkarıldı.
    Galya köyünün Şefi, Kuduriks’i cesur bir savaşçı yapmak amacıyla en çok güvendiği iki savaşçısı, Asteriks ve Hopdediks’e teslim eder. Ancak Kuduriks gölgesinden bile korkmaktadır. Bu sırada korkunun ne olduğunu keşfetmek için deniz aşırı ülkelere sefere çıkan Vikinglerin yolları Asteriks’in köyüne düşer.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • İstanbul Film Festivali’nde İki Usta Anısına İki Ayrı Söyleşi

    5 Nisan 2007

    26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, sinema dünyasından iki önemli yönetmeni iki ayrı söyleşi ile anıyor. Festival kapsamında 05 Nisan Perşembe günü saat 17:00′de İtalyan Kültür Merkezi’nde Pasolini Araştırmaları Merkezi Küratörü İtalyan sinemasının büyük ustası Pasolini’yi anlatırken, 08 Nisan Pazar günü saat 16:00′da ise Akbank Sanat’da ölümünün 25. yılında Fassbinder anılacak.

  • Basın Bülteni
  •