Mart, 2008 arşivi

tersninja.com’un Konuğu Murat Şeker

28 Mart 2008

35 yaşındaki Murat Şeker’i herkes bir yerlerden tanıyordu aslında. Kimisi Bakırköy’den mahalleden, kimisi yazdığı müzik yazılarından, kimisi ise işlettiği gece ve gündüz mekânlarından. Ama Murat Şeker şimdi herkes tarafından aynı vesileyle tanınacak bir konumda. O bir sinema yönetmeni ve en son filmi geniş bir seyirci kitlesini hedefleyen Plajda. tersninja.com Murat Şeker’le konuştu.
tersninja.com ayrıca Sinemanın 100 Muhteşem İkilisi’ni inceliyor: Butch Cassidy ve Sundance Kid; Vincent Vega ve Jules Winnfield; Martin Riggs ve Roger Murtaugh; Ray Tango ve Gabriel Cash. Hepsi ve daha fazlası için istikamet: www.tersninja.com

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Devamı… »

    İnsanoğlu Sona Yaklaşıyor: Doomsday

    27 Mart 2008

    Dog Soldiers, The Descent (Cehenneme Bir Adım) gibi beğenilen korku - gerilim filmlerinin yönetmeni Neil Marshall, Doomsday ile geri dönüyor. İngiliz sinemasının yeni korku ustası olarak anılan Marshall, filmin senaristliğini de yapıyor. Günümüzün hızla yükselen ve aranan ismi İngiliz asıllı oyuncu Rhona Mitra, The Practice, Boston Legal gibi televizyon dizileriyle adını duyurdu. The Number 23, Shooter, Highwaymen, The Life of David Gale, Get Carter gibi sinema filmlerinde de rol alan Mitra, Doomsday’de Eden Sinclair karakteri ile karşımıza çıkıyor. Doomsday, Chantier Films tarafından yakında gösterime sunulacak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Sis ve Gece, Avrupa Televizyonlarında

    27 Mart 2008

    Yapımcılığını Kara Film - Leopar Film’in üstlendiği, Ahmet Ümit’in aynı adlı romanından uyarlama, yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Turgut Yasalar’ın yaptığı Sis ve Gece adlı film HBO’nun Cinemax 1 ve Cinemax 2 kanallarında şifreli olarak prime - time’da gösterilecek. 01 Haziran 2008′den itibaren 1 yıl süreyle toplam 13 Avrupa ülkesinde izlenebilecek. Bu ülkeler: Çekoslavakya, Slovakya, Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Bosna Hersek, Makedonya, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Moldovya. Bu bir yıl içinde toplam 12 kez bu ülkelerdeki milyonlarca izleyici ile buluşacak.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Karamel, İstanbul Film Festivali Açılış Filmi

    27 Mart 2008

    05 – 20 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki açılış filmi, Lübnan’ın En İyi Yabancı Film Oscar aday adayı olan Karamel.
    Gösterime girdiği ülkelerde büyük beğeni toplayan filmin yönetmenliğini Lübnan’lı Nadine Labaki yaptı. Labaki, aynı zamanda filmin senaristliğini ve başrolünü de üstlendi. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olan Nadine Labaki, açılışa katılıp, filmini sinemaseverlerle birlikte izleyecek.
    Film Beyoğlu Emek Sineması’nda 05 Nisan, 13:30′da ve Kadıköy Rexx Sineması’nda 07 Nisan, 21:30′da gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 19. Münih Türk Film Günleri 18 Nisan’da Başlıyor

    27 Mart 2008

    Almanya’nın Münih kentinde vazgeçilmez hale gelen Türk Film Şenliği 18 Nisan akşamı start alıyor.
    Sinema Türk Derneği tarafından düzenlenen ve 19′ncu kez gerçekleşecek olan Münih Türk Film Günleri, Mutluluk filmi ile açılacak.
    Film şenliğinin galası Münih’in ünlü sineması Rio Filmpalast’ta yapılacak. Açılışta Mutluluk filminin başrol oyuncuları Talat Bulut ve Murat Han misafir sanatçı olarak renk katacak. Film Günlerinin açılışını ise Bavyera Çalışma Bakanı Christa Stewens ile Münih Başkonsolosu Ali Rifat Köksal birlikte yapacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afişe ve gösterilecek filmler hakkında geniş bilgilere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Devamı… »

    04 Nisan 2008 Haftası

    27 Mart 2008

    “Tabanca”, zeki ve düzenbaz gangsterin, rakibini alt etme mücadelesine koşut egosuyla mücadelesini öykülerken, yasadışı sert adamları anlatan film kalıplarını bilincin derinliklerine inerek değerlendiriyor: Kişiliğin farklı yapılarını kullanan tuhaf bir ‘kara film’ olduğunu kabûl etmek gerekir.

    “Ölümcül Oyun”, iki erkek egosunun zekâ ve düzenbazlığa dayalı savaşımını konu alan enfes oyunu bir ‘çıkış noktası’ olarak kullanıp anlamsız bir teknolojiyle yorumlamış; yazık ki 1972 yılında çevrilmiş filmin yakınından bile geçememiş: Bu yılın en büyük düş kırıklığı!

    “Kıyamet Öyküleri”, iyice çıldırmış yakın gelecekte olabilecek en aşırı gelişmelerle ABD’nin güneyini hallaç pamuğu gibi atan, Cumhuriyetçi politikalar karşıtı, keskin bir bilim kurgu: Sinemada bir kez izledikten sonra, karmaşıklığın esas tadını dvd’de alacaksınız!

    “İkili Oyun”, Almanların, gerilim, şüphe, entrika içeren filmleri İngilizce dilinde ve Amerika kıtasında çekmemeleri gerektiğini gayet net ispatlayan, etkisiz / gereksiz film: Reklâm estetiğini andıran, çok net ve hijyen görüntü çalışması dikkat çekebilir.

    “Bakış Açısı”, bir olayın birçok katmanı olabileceğinden ve gerçeğe ulaşabilmek için de bunları görebilmemiz gerektiğinden hareketle, somut biçimde ‘gördürüyor’: Bu filmin dinamizmi ve kompleks kurgusu kolay unutulur cinsten değil!

    “Arkadaşım Tilki”, doğayı ve bir hayvanla iletişim kurmayı keşfeden küçük kızın hikâyesinde, en önemli sinin ‘koşulsuz özgürlük’ olduğunu yineliyor: Gerçekleştirilmesi çok büyük sabır ve zahmet gerektiren bu çalışmayı izleyen ‘ceset giyici kadınlar’, inşallah, yüreklerinde pişmanlık duygusuyla salondan çıkmıştır.

    (01 Nisan 2008)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com

    Kesinlikle, Belki

    27 Mart 2008

    Adam Brooks’un yönettiği ve Ryan Reynolds, Abigail Breslin, Elizabeth Banks ile Rachel Weisz’in oynadığı Kesinlikle, Belki (Definitely, Maybe), 18 Nisan 2008’de UIP Filmcilik dağıtımıyla UIP Filmcilik tarafından vizyona çıkarıldı.
    30’lu yaşlarını sürmekte olan Will Hayes eşinden boşanmak üzeredir. 10 yaşındaki kızı Maya tarafından evlenmeden önceki yaşamı hakkında soru yağmuruna tutulunca çok şaşırır.
    Maya anne - babasının nasıl tanıştığı ve birbirlerine nasıl aşık oldukları konusunda her şeyi tüm detaylarıyla bilmek ve öğrenmek istemektedir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
  • Diğer basın bültenleri ve yabancı basın haberlerine haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Devamı… »

    Beyoğlu Sineması Temmuz Başında Kapanıyor

    27 Mart 2008

    1989 yılında bir avuç sinema sevdalısının kurduğu Beyoğlu Sineması, 01 Temmuz’da kapanıyor. Sinemanın sorumlusu Temel Kerimoğlu taviz vermeden düzeyli film gösterdikleri halde seyircinin sanat filmlerine eskisi kadar rağbet etmediğini belirtiyor. Son yıllarda seyircinin ticari filmlere ve alışveriş merkezlerindeki sinemalara yönelmesi nedeniyle bağımsız sinemaların zor durumda kaldığını da belirten Kerimoğlu, Bana Söz Ver, Şark Vaatleri ve Benim Aşk Pastam gibi filmlerden dahi sinemanın masraflarını çıkaramadıklarını belirtiyor.

  • Web Sitesi
  • Fahriye Evcen: Cennet Beklentilerimi Karşılıyor; Ölümden Sonraki Yaşama İnanırım

    27 Mart 2008

    Fahriye Evcen, Almanya’da sosyoloji eğitimine devam ederken, tatil için Türkiye’ye geldiğinde tesadüf eseri kendini bir anda dizi setinde buldu. Önce Hasret ardından da Yaprak Dökümü’nde ‘Necla’ karakteriyle karşımıza çıktı. Fatma Girik, Halil Ergün gibi sinemamızın önemli oyuncularıyla çalışmış olmanın kendine iş disiplini kazandırdığını vurguluyor. 11 Nisan’da vizyona girecek ‘Cennet’ filmiyle de ilk kez uzun metraj filmde oynayacak. Genç oyuncu, sinemalife.com okuyucuları için, hem Necla’yı, hem de Cennet’deki ‘kız’ rolünü anlattı. Basamakları adım adım çıkmayı hedefleyen Evcen, doğru projelerde ve iyi yapımlarda yer almak olduğunu belirtiyor.

    Türkiye’de oyuncu olmanın zorluğundan bahsedilir. Sizce ülkemizde oyuncu olmanın getirdiği zorluklar nelerdir? Şimdiye kadar karşılaştığınız güçlükler oldu mu? Almanya’da bu işe başlamış olsaydınız, bugünkünden daha fazla tanınabilir miydiniz?

    Bence pek bir zorluğu yok. Önemli olan oyuncunun işine endekslenip işini gerektiği gibi yapmasıdır. Çoğu zaman set saatlerinin düzensizliği gibi şeyler gerekçe olarak gösterilir ama bence bunlar oyunculuğu zorlayan şeyler değil. Yalnız Türkiye’de sinema oyuncusu olmanın belli bir zorluğu var bence, çünkü oyunculuk eğitimi sinema için zayıf kalıyor ve gerçek anlamda sinema oyuncusu az yetişiyor. Ben özellikle bu alanda kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Oyunculuğa Almanya’da başlamış olsaydım da yine aynı şeyi yapardım. İnsanın potansiyeli olduktan sonra Almanya veya Türkiye fark etmez. Almanya’da başlamış olsaydım da sanırım en az buradaki kadar tanınmış olurdum.

    Bugüne kadar çok önemli isimlerle birlikte çalışma fırsatı buldunuz? Fatma Girik, Halil Ergün gibi. Bu anlamda bu isimlerle birlikte rol almanın size kazandırdıkları neler?

    İş disiplini. O dönemin oyuncuları yaptıkları işe aşıklar. Bu da onların işlerine fazlasıyla saygı duymalarını sağlıyor. Bence bu işin hakkını verebilmek için en önemli faktörlerden biri. Bu işi en iyi biçimde yapmak için mutlaka işin teknik kısmını da çok iyi kavramış olmak gerekiyor, işine özen göstermen gerekiyor, yoksa çok fazla verim alamıyorsun. Bu anlamda Fatma Girik ve Halil Ergün gibi deneyimli oyuncular daha tutkulu çalışmamı sağlamıştır.

    Yaprak Dökümü reyting rekorları kıran ve özellikle Necla karakteri izleyicinin ilgisini çeken bir karakter. Yaprak Dökümü’ndeki Necla olmanın sokaktaki Fahriye’ye yansıması nedir? Necla, Fahriye’nin hayatında ne kadar var?

    Necla seyircinin hayatında fazlasıyla yer alıyor, fakat Fahriye’nin özel hayatında çok fazla yer almıyor. Çünkü ben objektif bir gözle bakıyorum ve benim için kurgunun ötesine geçemiyor. Seyirci ise her Çarşamba onunla vakit geçiriyor, yaptıklarını sorguluyor, belki kendini biraz onda buluyor veya tepki gösteriyor. Onu belki ertesi güne bile taşıyor, hakkında yorum yapıyor. Kısacası günlük yaşamında ona yer veriyor ve bu yüzden seyirci için kurgunun dışına çıkıp gerçek bir karakter haline dönüşüyor. Ama bazen sokakta Necla ile yüzleşmiyor değilim, çünkü birçok insan bana Necla diye hitap ediyor ve ben garip bir şekilde buna karşılık veriyorum. Bunun üzerine sorular sorup, yorumlar yapıyorlar, “Niye böyle yaptın? Keşke şöyle yapsaydın daha iyi olurdu” gibi. Dolayısıyla sokakta yürürken bazen kendimi Necla olarak bulabiliyorum.

    Eminim bugüne kadar birçok senaryo teklifi gelmiştir. Neden Cennet filmi? Cennet’de sizi bu filme çeken ne oldu?

    Cennet’ten önce de projeler sunuldu ama ben kendi adıma doğru işi bekledim. Cennet neden doğru iş? Çünkü beklentilerime cevap verebiliyordu. İyi bir filmden beklentilerim şunlar: En başta kendinden bahsettirecek bir film olması, yani izleyicinin üzerinde etki bırakabilecek orijinal bir hikâyesi olan, akıcı ve heyecanını hiç kaybetmeyen bir senaryosu olan, detaylı işlenmiş işlevsel karakterlerin olduğu, başka bir filmin kopyası olmayan, kısacası kendine özgü bir stili ve havası olan bir film olmasına dikkat ederim. Cennet bu beklentilerimin hepsini karşılıyordu. Senaryoyu ilk okuduğumda hikâyenin ve karakterlerin çok derinine indiğimi hissettim. İlk adımı bu projeyle atmak benim için çok doğru bir karardı. İlk sinema filmimde bu derece zorlayıcı ve benzeri olmayan bir karakteri oynamak benim için büyük bir zevkti.

    Biray Dalkıran’la çalışmak nasıldı? Film setinden biraz bahseder misiniz?

    Biray Dalkıran ile çalışmak olağanüstüydü. Çünkü, oyuncusunun alanını daraltmayan bir yönetmen. Oyuncunun karaktere bir şeyler katmasına engel olmuyor, dolayısıyla karakterin yelpazesi çok daha geniş ve renkli olabiliyor. Çok genç bir beyne, esnek ve muhteşem fikirlere sahip. Oyuncusunu rahatlatan ve motive eden bir yönetmen Biray Dalkıran. Oyuncularsa karakterlerini inanarak ve hissederek çok başarılı bir şekilde oynadı. Yönetmen ve oyuncuların görüşlerini harmanladığınızda da ortaya daha verimli bir iş çıkıyor. Sanırım biz bunu başardık.

    Cennet’deki rolünüz, öyle sanıyorum ki, bugüne kadar oynadığınız rollere benzer değil. Fahriye Evcen nasıl bir karakterle çıkıyor karşımıza.

    Cennet’te oynadığım ‘kız’ karakteri şimdiye kadar oynadıklarımdan çok farklı bir karakter. ‘Kız’ 15- 16 yaşlarında akıl hastanesinde kalan şizofreni hastası bir kız. Rahatsızlığının belirtilerini çok fazla göremiyoruz aslında film boyunca. Rahatsızlığı şizofreni olarak adlandırılmış ama bunun dışında da garip davranışları olan bir kız. Bazen çocuksu ve muzır, bazen yaşından büyük lâflar eden, zekâ geriliği ve şizofreni hastası olan arkadaşı ‘a’nın düşüncelerini etkileme gücüne sahip bir kız. Filmin biraz daha eğlenceli kısmı, ‘kız’ isimsiz. İsimsiz olmasının bir fonksiyonu var hikâye içerisinde. Bu anlamda filmin sonunda çok güzel bir sürprizi var ‘kız’ın.

    Rolünüze hazırlanırken, Cennet ya da Cehennem’le ilgili araştırmalarınız oldu mu? Biraz açmak gerekirse, ölümden sonraki yaşamla ilgili düşünceleriniz neler?

    Ölümden sonraki yaşama inanırım. Fakat filmdeki ‘Cennet’i Kuran-ı Kerim’de anlatılan cennetle karşılaştırmak doğru değil. Filmde gördüğümüz ‘a’nın ve ‘kız’ın cenneti. Onlar hayal dünyalarını cennet olarak adlandırıyorlar. Filmin ‘cennet’ kavramıyla dini bir mesajı yoktur.

    Sinemamızın geçmiş yıllara oranla daha fazla yapımın olduğu şu günlerde, seyirci neden Cennet filmine gitsin?

    Cennet’in Türk seyircisini şaşırtacak, alışılmışın dışında bir hikâyesi var. Havası şimdiye kadar yapılan Türk filmlerinden çok farklı. Ayrıca muhteşem görsel efektler içeren bir film oldu. Birçok anlamda ilk’i denedik Türk sinemasında. Bence bu yüzden görülmeye değer.

    Önümüzdeki dönemlere ilişkin başka projeleriniz var mı? Beyazperdeyle ilgili hedefleriniz neler?

    Şimdilik başka bir proje yok. Benim için önemli olan çok sayıda değil, doğru projelerde yer almak. Geri adım atmamak için seçici olmak gerekiyor. Türk sinemasında artık çok güzel örnekler var. Hedefim bundan sonra da yine çok iyi bir yapımlarda yer almak.

    Türkçe’nin haricinde 3 tane daha farklı dili konuşabiliyorsunuz? Hemde bunun yanında sosyoloji eğitimi almış olmanız bir oyuncu için bir avantaj olsa gerek. Bu anlamda ilerde sinemanın merkezi olan Hollywood hiç aklınızdan geçiyor mu? Almanya’dan hiç teklif geldi mi? Ayrıca yaşınız oldukça genç ve Evcen’i bundan sonraki süreçte, çok uluslu bir yapımda izleme şansını yakalayabilir miyiz?

    Sosyoloji’nin oyunculuğu desteklediği bir gerçek. Ben henüz sosyoloji öğrencisiyim ama şimdiye kadar edindiğim bilgilerin işime fazlasıyla yararı olduğunu düşünüyorum. Bu yeterli değil tabi. Oyunculuk çok fazla özen gösterilmesi ve çaba sarf edilmesi gereken bir meslek. Hollywood bu işin merkezi belki ama bu diğer ülkelerde sadece kötü işler yapılıyor anlamına gelmez. Avrupa sinemasından da birçok başarılı film sayabilirim. Türkiye dışında başka bir ülkede, mesela Almanya’da bu işi yapmak bana hiç de uzak gelmiyor. Yapılması gereken dünya standartlarında bir sinema eğitimi almak sadece. Bu benim için imkânsız değil, ben kendimi bu standartlara yönelik eğitiyorum. Almanya’dan teklifler geldi. Ama aynı şey orası içinde geçerli, doğru projeler seçmek gerekiyor.

    Son olarak Türk Sinemasının bugünkü durumunu nasıl yorumluyorsunuz? En son izlediğiniz film hangisiydi nasıl buldunuz?

    Türk sineması çok hızlı ve sağlam ilerliyor. En son izlediğim film ‘İhtiyarlara Yer Yok’. Etkisinden çıkamadığım nadir filmlerden. Gerçekten zevk alarak izledim.

    (01 Nisan 2008)

    Köksal Aras

    http://www.sinemalife.com

    İtalyan Sinemasının Ünlü Yıldızı Claudia Cardinale İstanbul Film Festivali’nde

    27 Mart 2008

    Beyazperdenin gelmiş geçmiş en güzel kadınlarından biri olarak kabul edilen İtalyan sinemasının güzelliği ve yeteneğiyle hafızalardan silinmeyen yıldızı Claudia Cardinale, Akbank sponsorluğunda gerçekleşen 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a geliyor. Claudia Cardinale’ye 04 Nisan Cuma akşamı Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki Açılış Töreni’nde Festivalin Yaşamboyu Başarı Ödülü’nü takdim edecek. Festival’in açılış töreni NTV tarafından canlı olarak yayınlanacak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
  • Devamı… »