Dünyayı Sarsan Sorun: Göçmenlik

Parmağınıza bir iğne batsa canınız oradadır ve çok acıtır. Oysa olmadık anda ve yerde parmağınıza iğne batabilir. Canınızı yakan o anda olmasıdır. R.M.N. de öyle, canınızı acıtıyor. Romanya’da, Macar ve Romenler ile Çingeneler arasında geçmesiyle Türkiye’de Kürtler, Türkler ve Suriyeliler arasında geçmesinin hiçbir farkı yok. Filmdeki kişilerin adlarını değiştirin, kimse fark etmeyecektir bile…

Bir zamanlar, kendi aralarında çatışan Macarlarla Romenler, Çingeneleri kovduktan sonra birbirleriyle çatışırlarken çalışmaya gelen ekonomik göçmenlere karşı yeniden geçici bir barış içerisinde buluyorlar kendilerini.

Yabancılar dışarı!

R.M.N. sadece Transilvanya’da yükselen yabancı işçi sorununu aktarmıyor, aslında hemen tüm dünyaya yayılan ve her geçen gün yükselen yabancı düşmanlığına dikkat çekiyor.

Bolu Belediye Başkanı’nın, Fethiye’de, Esenyurt’ta ve daha birçok yerleşim merkezinde yaşanan yabancı düşmanlığı gerçekten hepimizin barış içinde bir arada yaşamamızın önüne geçecek. Düne kadar Kürt, Ermeni diye dışlanan insanların yerini artık Suriyeli, Afgan, Afrikalı aldı.

Yönetmen Cristian Mungiu, toplumun ahlâk ve inanç üzerinden ikiyüzlülüğünü anlatıyor. Bir yanıyla çok ahlâklı ama evli olmasına rağmen sevgilisi var. Bir yanıyla çocuk sahibi ama çocuğunun sorununa hiç ama hiç eğilmiyor bile. Babası var, ailenin en büyüğü, sadece kendi yaşamına son verdiğinde anlam kazanıyor.

Benim dediğim olsun da…

Küçük bir kasabada, ekmek fabrikasına işçi arayan patronlar, çalışacak kimseyi bulamayınca ekonomik göçmenleri işe alır. İp de orada kopar… Kendileri de Avrupa’nın farklı ülkelerine karın tokluğuna gidenler, kasabada yabancı işçi istemezler. Elle tutulur bir gerekçeleri yoktur. Akıllarına geleni söylerler, yanıtları ve tezlerinin çürütülmesini ise dinlemezler bile. Kiliseden bile kovarlar yabancı işçileri; tek bir gerekçeleri vardır, onlar yabancıdır.

Peki, siz gelin çalışın. Olmaz! Avrupa’nın bir başka kentinde, karın tokluğuna sürünmeyi kabul ederler ama. Öyle büyür ki ayrımcılıkları, yıllardır kasabalarında hizmet veren çevreci örgüt çalışanlarını bile kovmak isterler.

Filmekimi’nde gösterilen R.M.N.’yi ikinci kez yine tüylerim diken diken izledim. Bir filmi izlerken sinema salonunda olduğunuzu unutuyorsanız, kamerayı fark etmiyorsanız, oyuncuları hissetmiyorsanız iyi bir film izlemişsiniz demektir. Ben iki kez de aynı hislerle, sanki o küçük kasabada, tam da Noel öncesinde o insanların arasında yaşıyordum.

Aramızda bir fark var ama…

O küçük kasabadaki insanlar her ne kadar ateşli olsalar da fevri davransalar da, akıllarına geleni söyleseler de, siyaseten ikiyüzlü ve ahlâksız olsalar da birbirlerine tahammül edebiliyorlar. Bizde benzer durumlar çatışmayla, katliamla sona erer. Milliyetçi muhafazakârlarla tutuculukları ötekilerden hiç de geri kalmayan ulusalcıları birçok olayda gördük. İnsanlar öldürüldü.

Böylesi bir sorunu yaşamamak, en azından böyle düşünenleri aklıselime davet etmek için herkes ama küçükten büyüğe, kadın erkek, yaşlı genç, okumuş okumamış herkes izlemeli. Hâttâ birkaç hafta üst üste izlemeli. Belki o zaman, seçime giderken sorunlarımız azalır bir nebze.

(22 Aralık 2022)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com