'Genel' Kategorisi Arşivi

Aydın SineBATU Sinemaları

19 Kasım 2008

Aydın SineBATU Sinemaları, 21 - 27 Kasım 2008 seansları için tıklayınız.

  • Web Sitesi
  • Can Dündar “Mustafa”yla Mit’leri Yıkmıştır; Filmine Kayıtsız Kalmak Mümkün Değildir!

    5 Kasım 2008

    Efsanevi filmlerin yapımcısı “Agostino” Dino De Laurentiis Türkiye Cumhuriyeti’nin bürokratlarının kendisine karşı çıkardığı engelleri aşabilseydi bugün İstanbul’un fethini konu alan spektaküler bir sinema filmine sahip olacaktı dünya sinema tarihi. Laurentiis yapımı, Finlandiyalı Mika Waltari’nin (“Bizanslı Aşıklar”ın yazarı) İstanbul’un Fethi ve Bizans’ın Son günlerini konu alan “Kara Melek” adlı romanının sinema uyarlamasını Türkiye Cumhuriyeti’nin sığ kafalı idarecileri engellemiş olmakla herhalde büyük gurur duyuyorlardır. Turgut Özal’ın da söylediği gibi “Benim memurum işini bilir.”

    Laurentiis’in yapımlarının kısa bir listesine göz atarak bile kaybımızın ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz. Yapımcı, Federico Fellini (“Cabiria’nın Geceleri”, “La Strada”), Roger Vadim (“Barbarella”), David Lynch (“Dune”), Sergei Bondarchuk (“Waterloo”), Sidney Lumet (“Serpico”), King Vidor (“War and Peace”), Milos Forman (“Ragtime”), Sydney Pollack (“Akbabanın Üç Günü”), John Huston (“The Bible”) ve Ingmar Bergman gibi “Creme Da Le Creme” yönetmenlerle çalışmıştır. Pek çok ölümsüz filmi sinema tarihine ve sinefillere armağan etmiştir. İstanbul’un Fethi üzerine “Kara Melek”i yapabilseydi en çok bizleri onurlandıracaktı. Ama biz ne yaptık? Laurentiis’e “Sakın ha! İstemezük” dedik. Yuh bize…

    Yıllar yılı yerli yabancı birçok Atatürk filmi projesini gerçekleştirmek/çekmek isteyenleri de devlet memurlarımız adeta canlarından bezdirmiştir.

    Türkiye’de Atatürk üzerine film yapmanın zorlukları ve neredeyse imkânsızlığı düşünüldüğünde “Mustafa”yı bizlere sunan Can Dündar’ı yılmadığı için ve çabası için bile peşinen kutlamak gerekiyor.

    Can Dündar’ın “Mustafa”sının bence en önemli özelliği mitleri yıkan bir film olması. Atatürk’ü ulular ulusu, yüceler yücesi bir karakter olarak göstermemek bir kabahat değil meziyet… Atatürk, belki biraz fazla “Acıların Adamı” olarak gösterilmiş “Mustafa”da… Ben filmi izlerken en çok şunu düşündüm: Hatasız, kusursuz bir insan olamaz. Hiçbir insan tamamen kusurlardan arınmış değildir. Her insanın çeşitli zaafları vardır. Liderler, önderler, öncüler, devlet kurucuları, fatihler, dahiler, baş komutanlar, Cumhurbaşkanları, o dönemde 18 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, bugün 75 milyon insanımızın manevi babası da buna dahildir.

    “Mustafa” filminin bir-iki istisna sahne hariç genelde aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum. “Mustafa”da Mustafa Kemal’in Osmanlı İmparatorluğu’nun güçsüz düşmesine ve çöküşüne koyduğu teşhis çok çarpıcıdır. Mustafa Kemal, 19. Yüzyıl sonundaki ve 20. Yüzyıl başındaki Osmanlı Ordusu’nun kaz sürüsüyle bile başa çıkmaktan aciz olduğunu düşünerek ve ifade ederek kendi kurduğu devletin ordusunda bu zaafiyeti gidermenin yollarını arayıp bulacaktır.

    “Mustafa”daki bazı ifadelere ise hiçbir şekilde katılmak mümkün değildir. Bunlar nelerdir?

    Laikliği bizlere kazandırmasının nedeni çocukluğunda Kaymak Hafız’dan yediği dayağın rövanşı ya da intikamıdır diyebilmek insafsızlıktır.

    Türkiye Cumhuriyeti’ni kurma yolculuğuna kendisini Yıldız Sarayı’ndaki görüşmelerinde Son Padişah’ın yolladığının ima edilmesi -bu iddia başka kaynaklarda da yer alsa- bir haksızlıktır.

    Zaman zaman gölgesinden bile korktuğunun iddia edilmesi (bakınız: o günün 30 bin nüfuslu Ankara’sında Ziraat Okulu’nda kalırken/ikâmet ederken sığır sürüsünün kaldırdığı tozdan bile aşırı endişe duyduğu, korkuya kapıldığı iddiası) bu kadar büyük çaplı işler, yüksek profilli işler başarmış bir insana yapıştırılamayacak bir dedikodudan ibarettir. Bu dedikodular tamamen inandırıcılıktan yoksundur.

    Kabûl etmek gerekir ki Atatürk üzerine O’ndan hazzetmeyenler tarafından çok sayıda güvenilemeyecek karalamalar yazılmıştır. Bunlara itibar edilemez. Ayinesi iştir kişinin lâfa bakmayınız.

    Keşke Can Dündar gerçek Atatürk’ü ararken, O’na ulaşmaya çalışırken, O’nu anlamaya ve O’nu anlatmaya çalışırken Atatürk’ü eserlerinde ve icraatlarında daha fazla aramayı deneyebilseydi.

    Can Dündar’dan sonra Atatürk üzerine film projeleri geliştirmeye çalışacaklar en azından bunu yapmalılar.

    Atatürk üzerine yazılan ve henüz filmleştirilemeyen Halit Refiğ’in “Gazi ile Latife” adlı senaryosundan kısa bir bölümle yazımızı noktalayalım:

    37- MUAMMER BEY KÖŞKÜ (İç-Gece)

    (Mumlar yanan bir masada Güllü Hanım hizmet etmekte, Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım yalnız yemek yemektedirler. Güllü Hanım çıkınca Latife damdan düşer gibi sorar.)

    LATİFE: Paşam siz hiç sevdiniz mi?

    (M. Kemal bir an duraklar, sonra gülümser. Şakacı bir ifadeyle konuşur.)

    M. KEMAL: Çook… Merak mı ettiniz? Hangi birini anlatayım?

    LATİFE: Meselâ ilk aşkınız nasıl bir kadındı? Şimdi ne yapıyor?

    (M. Kemal sigarasından bir nefes çeker, düşünür.)

    M. KEMAL: İlk aşkım! Evet… 15-16 yaşında idim. Selânik’te askeri rüştiyeye gidiyordum. Merkez komutanı Şevki Paşa komşumuzdu. Bir kızı vardı. Ona matematik öğretiyordum. Herhalde ilk sevdiğim o kızdı.

    (Latife meraklanmıştı.)

    LATİFE: Nasıl bir hanımdı? Güzel miydi?

    M. KEMAL: O zaman dünyada ondan daha güzel bir kız olabileceğini düşünemiyordum. Açıkça bir şey de konuşmadık aramızda. Ama birbirimizi sevdiğimizi biliyorduk.

    LATİFE: Sonra ne oldu o kıza?

    M. KEMAL: Sonra… Rüştiye bitince, İdadi okumaya Manastır’a gittim. Arkasından İstanbul’da Kurmay okuluna… Birbirimizi göremiyorduk, ama onu unutmamıştım. Bir gün bir kaza geçirdiğini, hastanede yattığını öğrendim. Hemen Selânik’e koştum.

    (Latife merak içinde dinlemektedir.)

    M. KEMAL: Gördüğüm manzara korkunçtu. O güzel yüzü kazada çarpılıp paramparça olmuş, tanınmayacak hale gelmişti. Bana bakamıyor, yüzünü benden saklamaya çalışıyordu.

    (Latife dehşete düşmüştür. İhtiyari olarak elleriyle kendi yüzünü kapatır.)

    LATİFE: Aman Allahım!…

    M. KEMAL: Başucunda oturdum… Ellerini avuçlarıma aldım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Ona evlenme teklif ettim.

    LATİFE: Yaa! Sonra?

    M. KEMAL: Sonrası yok… O kazadan kurtulamadı… Öldü…

    (Latife bir an şaşkın bakar. Sonra kendine hakim olamaz, ağlamaya başlar.)

    M. KEMAL: Ooo… Ağlamak yok çocuk. Gecenin güzelliğine gölge düşürmeyelim.

    (Latife kendini toparlamaya çalışır.)

    LATİFE: Beni affedin Paşam. Hislerime hakim olamadım. Yani, nasıl anlatsam, ben size tutuldum… Sizden ayrı yaşamanın benim için artık mümkün olmadığını biliyorum. N’olur beni buralarda bırakmayın. Yanınızda Ankara’ya götürün. Bana bir iş verin, ne olsa yaparım… Yeter ki size yakın olayım…

    (12 Kasım 2008)

    Hakan Sonok

    Hakan.sonok@tr.net

    Benzersiz Mustafa Kemal’in Askerleri Yokluk Çağı’nın, Tok Gözlülük ve Fedakârlık Çağı’nın Askerleridir

    3 Kasım 2008

    Uzun yüzyıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olan ve Osmanlı işgâli altında yaşayan Yunanistan’ın Ordusu’nun Ege bölgemizi işgâl ederek İç Anadoluya/Ankara’ya doğru yürümesine ve bu işgâlcilere karşı verilen mücadeleyi/savaşları küçümseyen insanlarımız vardır. Oysa Yunanistan’ı o dönemin en güçlü devletlerinden Fransa ve üzerinde güneş batmayan İngiltere İmparatorluğu desteklemiştir. Hele İngiltere o kadar güçlüdür ki İstanbulun Ruslarca işgâlini 19. yüzyılda bir sözüyle engellemiştir. Rus ordusunun Yeşilköy önlerine kadar geldiği, bunun anıtını diktiği ve İngilterenin karşı çıkması üzerine de İstanbulu işgâlden vazgeçtiği/geri çekildiği günlerden bu yana en kötü ve en karanlık günlerimiz Yunan Ordusu’nun İzmir’e çıkmasından sonra yaşanmıştır.

    “Son Buluşma” Mustafa Kemal’in askerlerinden son üçünün yaşamlarının son günlerine bizi tanık eden bir belgeseldir. Nesli Çölgeçen, “Kardeşim Benim”den sonra Arzu Film’in beyni, dahi yönetmen Ertem Eğilmez’in desteklediği Yavuz Turgul, Başar Sabuncu gibi yetenekli, şanslı yönetmen ve senaryo yazarlarından biri olmuştur. “Kardeşim Benim”, ”Züğürt Ağa”, “Selamsız Bandosu” ve “İmdat ile Zarife” gibi seçkin ve mutlaka izlenmesi gereken, mutlaka DVD arşivinizde bulunması gereken filmler Nesli Çölgeçen’in imzasını taşır. Metin Anter ve bir ara tekstilcilik de yapan Nedim Anter kardeşler “Son Buluşma”ya yapımcı olarak imzalarını atarak çok önemli bir kültür hizmetinde bulunmuşlardır. Anter kardeşler çok önemli bir kültürel boşluğu doldurmuşlardır. Vatanını, Atatürk’ü, Atatürk’ün çalışma arkadaşlarını, Türkiye Cumhuriyeti’ni, şehit ve gazilerimizi seven herkesin sinema salonlarında izlemesi gereken, gelecekte yasal DVD’si çıktığında satın alarak çocuklarına torunlarına hediye etmesi ve izletmesi gereken bir filmdir “Son Buluşma”.

    Bu vatanda yaşayan herkesin tüm şehitlerimize ve gazilerimize olduğu gibi, “Son Buluşma”nın kahramanları Son Üç Gazi’mize de, yakınlarına da hiçbir zaman ödenemeyecek maddi ve manevi borçları vardır. Bugün vatanımız yabancı orduların işgâli altında değilse bu onların müthiş fedakârlıkları sayesindedir.

    O’nlar Balkan Savaşları, Dünya Savaşı ve sonrasında işgâlci ordulara karşı verilen dişe diş mücadeleye aç, susuz, yalın ayak, üzerlerindeki yırtık pırtık giysilerle katılmış ve tek varlıkları olan hayatlarını ortaya koymuşlardır. Çoğu silâh bulamadığından şehit düşen ya da yaralanan arkadaşlarının silâhlarını kaparak savaşa katılabilmiştir.

    “Son Buluşma”nın gazileri de diğer gazilerimiz gibi Türk devletinin bağladığı gülünç, sadaka gibi bir maaşla yaşamaya zorlanmışlardır, ne yazık ki.

    Mustafa Kemal’in askerleri Yokluk Çağı’nın Tok gözlülük ve Fedakarlık Çağı’nın askerleridir. Onları hiçbir zaman unutmamalı ve unutturmamalıyız. Varlık Çağı’nın Aç Gözlülük Çağı’nın Egosantriklik Çağı’nın kurbanları olan bizler onları anlamayı ve sevmeyi “Son Buluşma” sayesinde öğrenmeliyiz ve denemeliyiz.

    “Son Buluşma”da görüldüğü ve görülebileceği gibi üç gazinin de ilerleyen yaşlarından dolayı doğal olarak hafızalarında anlatabilecekleri, bizlerle paylaşabilecekleri çok az anekdot kalmıştır. Hafızaları büyük ölçüde boşalmıştır ve silinmiştir. Ne yazık ki bu O’nların değil bizlerin hatası ve ayıbıdır.

    Bu tür film ve filmlerin 1920’lerde, 1930’larda, 1940’larda, 1950’lerde, 1960’larda, 1970’lerde, 1980’lerde, 1990’larda yapılmaması üşengeç, bugünün işini yarına bırakan, tarih bilincine hiç sahip olmayan, tembel bir insan topluluğu olduğumuzun eşsiz bir kanıtıdır. Türkiye’de 90 yılı aşkın bir süredir uzun metrajlı filmler çekildiğine göre bu gazilerden binlercesiyle binlerce röportaj filmler belgeseller son seksen yılda yapılmış olmalıydı.

    Yine de Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum sancıları çektiği günlerin üç yorulmaz savaşçısının ve tanığının son aylarının belgelenmesi bile her türlü takdirin ötesinde bir davranıştır. Nesli Çölgeçen, Metin Anter, Nedim Anter’e, gazilerimize gözleri gibi bakan ailelerine, yakınlarına ve onları sevgi çemberi içine alan milletimize bin kere, on bin kere teşekkür ederiz.

    Bu arada bu konuda hiç kimseyle konuşmadık ama anlı şanlı sponsor firmalarımızın “Son Buluşma”ya destek olmadıklarını sezdik. Bu saatten sonra bile destek ve sponsor olabilirler. Bir an önce harekete geçsinler. Pamuk eller cebe.

    (10 Kasım 2008)

    Hakan Sonok

    hakan.sonok@tr.net

    Metin Gönen

    19 Ekim 2008

    (Sinemacı-Yazar-Filozof)

    1961 yılında İstanbul’da doğdu. 8. Paris Üniversitesi (Vincennes -Saint- Denis) Sinema-TV Bölümü’nde Lisans ve Yüksek Lisans yaptı. Yine aynı Üniversitenin Felsefe Bölümü’nde çift Anabilim dalı olarak Lisans ve Yüksek Lisans yaptı. Felsefe Doktora çalışması yanı sıra, Katolik Üniversitesi’nin Formation Humaine Bölümü’nde (L’ICAM, L’Institut Catholique d’Art et Métiers, France) Sinema Dili, Film Estetiği ve Senaryo Dersleri verdi, Sinema ve Felsefe Atölyeleri düzenledi…

    Avrupa’da yayımlanan dergilerde yazarlık, yazı kurulu üyeliğinin yanı sıra, Fransa Postası adlı kültür-sanat dergisini Paris’te çıkarttı ve yönetti. Paris Üniversitesi Felsefe Bölümü hocalarıyla, “Göçebe Felsefe” (Ici et Ailleurs, Association Pour Une Philosophie Nomade) adlı uluslararası derneği kurdu ve Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. İngiltere, İsviçre ve Fransa ağırlıklı olarak yurtdışında yirmi yıl yaşadı.

    İstanbul Kültür Üniversitesi’nde bir dönem sinema ve felsefe dersleri verdikten sonra, Plato Film Okulu’nda Eğitim Müdürü olarak Sinema Dili, Film Analizi, Film Estetiği (sinemada fotoğraf, ışık, ses, mekân, anlatı teknikleri, sinematografik düşünce…) dersleri verdi; Senaryo Yazarlığı, Sinema Teknikleri ve Film Yapım Atölyeleri tasarladı ve yönetti.

    Açık Radyo sinema programları, Beyoğlu Karşı Sanat Godard ve Düşünen Sinema Film Gösterim-Seminer çalışmaları, Kadıköy Beksav Senaryo Atölyesi; farklı üniversitelerin öğrencilerini bir araya getiren Film Analizi, Yönetmenlik ve Yapım Atölyeleri kolektif çalışmalarının yanında, bir grup özgür sinemacıyla birlikte-yaratıcılık fikriyle Paradoks Film Kolektifi’ni kurdu.

    25. Kare, SineMasal, Sekans, Adam Sanat, Doğu Batı, Felsefelogos, rh+ Sanat gibi dergilerde çalışmaları yayınlanan yazar, “Yerellikten Evrenselliğe Sinema” şiarıyla yerel yönetimlerle ve Kültür merkezleriyle birlikte sinema atölyeleri kurma ve yaşatma çalışmalarını sürdürmekte, bu doğrultuda Bakırköy Sanat Merkezi Sinema Atölyesi’nin kuruluş ve yönetimini hazırlamaktadır.

    Yeni Kitapları Versus Yayınları tarafından yayıma hazırlanmaktadır.

    PROFESYONEL

    2008 Ekim - Bakırköy Sanat Merkezi Sinema Atölyesi,Kurucu-Yönetmen (hazırlanıyor)
    2008 Eylül - Paradoks Film Kolektifi, Kurucu-Başkan
    2007 - 2008 Ekim Eğitim Müdürü, Plato Film Okulu (Temel Sinema Eğitimi, Sinema Dili, Film Estetiği, Yönetmenlik-Mizansen); Sinema Teknikleri ve Kısa Film Atölyesi; Senaryo Yazarlığı Atölyesi
    2007 Kasım - Eğitmen, BEKSAV Film Yapım-Yönetim Atölyesi, Senaryo Atölyesi
    2007 Kasım - Eğitmen, Karşı Sanat Çalışmaları, Godard ve Düşünen Sinema Seminerleri I - II
    2007 Aralık - Yayın Yönetmeni, Versüs Yayınları Sinema Dizisi
    2007 - 2008 - Eğitmen, Film Yapım ve Yönetmenlik Atölyesi, İTÜ Mimarlık Fakültesi
    2007 Ekim - Cahiers du cinéma, Türkiye Temsilciliği, İnternet Türkçe Versiyonu
    2007 Şubat - Eylül - Öğr. Gör. İstanbul Kültür Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Sinema Dersleri (Felsefe-Sinema, Sinema Dili-Film Estetiği, Sinema Kuramları, Film Analizi…)
    2006 Şubat -Eylül - Genel Yayın Yönetmeni, Es Yayınları
    2002 - 2006 - Öğr. Gör. l’Institut Catholique d’Arts et Métiers (Fransa), Özel Mühendislik Fakültesi, İnsan Eğitimi Bölümü (4. ve 5. sınıflara Sinema ve Felsefe Dersleri; diploma öncesi “Sinema ve Düşünce Haftası Atölyeleri”)
    Mayıs 2006 - 8. Paris Üniversitesi hocalarının uluslararası felsefe derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi, Ici et Ailleurs, Association Pour Une Philosophie Nomade (Burası ve Orası, Göçebe Felsefe Derneği) Paris
    2005 – 2006 Sekans Sinema Kültürü Dergisi, Sorumlu Müdür (Ankara)
    1994 - Yazar ve Sinema Eleştirmeni (25. Kare, SineMasal, Sekans, Doğu Batı,Felsefelogos, Adam Sanat, rh+ Sanat, Gazetem.net…)
    Fransa Postası, Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni (Paris’te yayımlanan Sanat ve Kültür Dergisi)

    EĞİTİM

    2001 - DOCTORAT (Felsefe Bölümü), 8. Paris Üniversitesi; Konu: “Kant’tan Schiller’e İnsanlığın Estetik Eğitimi”; Tez Direktörü: Prof. Dr. Alain Brossat
    1997 - 1999 MASTER (DEA, Felsefe Bölümü) 8. Paris Üniversitesi; Konu: “Felsefe ve Sinema”, Tez Direktörü: Prof. Dr. Jacques Rancière
    1996 - 1997 MASTER (Maîtrise, Sinema Bölümü) 8. Paris Üniversitesi; Konu: “Western ve Amerika”, Tez Direktörü: Doç. Dr. Denis Lévy
    1995 - 1996 SİNEMA LİSANSI (Sinema Bölümü) 8. Paris Üniversitesi
    (Çift Anabilim) FELSEFE LİSANSI (Felsefe Bölümü) 8. Paris Üniversitesi
    1992 - 1995 DEUG (Genel Üniversite Eğitimi Diploması) Sinema Bölümü, 8. Paris Üniversitesi; (Çift Anabilim) DEUG (Genel Üniversite Eğitimi Diploması) Felsefe Bölümü, 8. Paris Üniversitesi
    1989 - 1990 Fransızca Gelişmiş Dil Diploması, Alliance Française (Paris)

    DİĞER

    Avrupa ülkelerinde oturum: Fransa, İngiltere, İsviçre…
    Diller: Türkçe (anadil), Fransızca (yazma, okuma, konuşma), İngilizce ve Almanca (temel)
    Referanslar: Prof. Dr. Jacques Rancière, 8. Paris Üniversitesi; Prof. Dr. Alain Brossat, 8. Paris Üniversitesi; Doç. Dr. Denis Levy, 8. Paris Üniversites

    KİTAPLAR

    Sinema Sanatı, Elie Faure, Es Yayınları, Aralık 2006, İstanbul.
    Hollywood Sineması, Es Yayınları, Mart 2007.
    Paradoksal Sanat Sinema, Versus Yayınları, Mart 2008.
    Western ve Amerika, Bir Ulus-Uygarlık Kurgusu, Versus Yayınları, Nisan 2008.
    Sinema ve Politika, Versus Yayınları, (hazırlanıyor)
    Felsefe, Sanat ve Politika, Versus Yayınları, (hazırlanıyor).

    MAKALELER

    “Hollywood Sineması ve Özdeşleşme Süreci”, SineMasal, Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü yayın organı, Sayı: 11–12, Sonbahar 2004, İzmir.
    “Western Filmleri Kişilik Tipleri”, Adam-Sanat, Sayı: 229, Şubat 2005, İstanbul.
    “Çocuklara Aktüel Sine-Masallar”, Sekans Sayı: 3, Haziran 2005, Ankara.
    “Elie Faure, Godard ve Çılgın Pierrot”, rh+ Sanat, Sayı: 17, Nisan 2005, İstanbul.
    “Western Türünün Tipolojisi“, SineMasal, Sayı: 13–14, Bahar-Yaz 2005, İzmir.
    “Western ve Kadın Tiplemeleri”, Sekans, Sayı: 3, Haziran 2005, Ankara.
    “Fransa Neden mi Yanıyor?”, Gazetem-Net, 17 Kasım 2005.
    “Odysseus Serüveni ve Özneleşme” Gazetem-Net, 12 Aralık 2005.
    “Représentation ya da Mevcut Kılma Sorunu”, Üniversite ve Toplum, Aralık 2005, Cilt 5, Sayı: 4, Temmuz 2005, İstanbul.
    “Hollywood Sineması: Aynılaşma ve Farklılık”, Sekans, Sayı: 4,Eylül 2005,
    “Hollywood, Maccartism ve G.W Bush”, Sekans, Sayı: 5, Aralık 2005, İstanbul.
    “Hollywood Sineması ve Şeffaflık Kuralı”, Sekans, Sayı: 6, Mart 2006, İstanbul.
    “Felsefe, Politika ve Aydın İkilemi”, Doğu Batı, Entelektüeller-I, Sayı: 35, Mart 2006.
    “Faure, Godard ve Entelektüel Sinema”, Doğu Batı, Entelektüeller-II, Sayı: 36, Nisan 2006.
    “Düş Kırgınları, Edebiyat ve Politika”, Felsefelogos, Entelektüeller ve Toplumsal Muhalefet, Sayı 30–31, Ekim 2006.
    Şiir ve Sinema, Sekans, Sayı: 8, Mart-Nisan-Mayıs 2007, Ankara.
    The Outlaw Josey Wales, Bir Ulus-Uygarlık Kurgusu, Sine-Sen’in Sesi, Sayı: 2, Aralık 2007.
    Neden Hepimiz Sinemacıyız? Sine-Sen’in Sesi, Sayı: 3, Ocak 2008.
    Özgür Sinemacılar Manifestosu, sadibey.com, 12 Ekim 2008.
    Sine-Masal Düşünceler 1, Resoures Humaines, sadibey.com, 20 Ekim 2008.

    RADYO PROGRAMLARI

    1) Açık Radyo, Paradoksal Sanat Sinema kitabı Tanıtım ve Söyleşi, Nisan 2008.
    2) Açık Radyo, İstanbul Uluslar Arası Film Festivali, Tout va Bien (J. L. Godard) film Analizi ve Söyleşi, Nisan 2008.
    3) Açık Radyo, Western ve Amerika, Bir Ulus-Uygarlık Kurgusu kitabı, Tanıtım ve Söyleşi, Mayıs 2008.

    Mehmet Emin Yıldırım

    16 Ekim 2008

    Mehmet Emin Yıldırım 20 Eylül 1983 doğumlu. 2006 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan Yıldırım, Plato Film Okulu’nda temel sinema eğitimi aldı. Ayla Algan Kamera Önü Oyunculuğu Atölyesi’ni yönetti, Ayla Algan’a asistanlık yaptı. Halen Plato Film Okulu Metin Gönen ve Kısa Film Atölyesi’nde Kamera, Ses, Işık dersi eğitmenliği yapıyor. Yönetmen ve senaristliğini yaptığı Değişik, Dost Kazığı, Ben Sen O ve Tesadüf adlı kısa filmleri var. Kurbanlık adlı uzun metraj filmde Görüntü Yönetmeni asistanlığı yaptı. Eskişehir ‘Kadınlara Karşı Şiddet’ Derneği’nin Kısa Film Yarışması’nda üçüncülük ödülü var.

    Deniz Akçadoğan

    3 Haziran 2008

    14 Şubat 1988 doğumlu… İlk ve orta öğrenimini İzmir - Kırıkkale’de tamamladı… Halen Gazi Üniversitesi’nde Almanca Öğretmenliği üzerine tahsilini sürdürmektedir… Tek başına açtığı bloğunda bir takım eleştirel yazılar yayınladıktan sonra, daha profesyonel manada www.sadibey.com adresinde yazmaya başladı… Kısa bir süre sonra da aylık sinema dergisi Cinemascope’a yazılarıyla katkıda bulunmaya başladı… Şu an derginin yazar kadrosunda görev almakla beraber, editörlüğünü de tek elden yürütmektedir… Ayriyeten yakın tarih öncesinde yeni bir hikâye kitabı çalışmasına giren yazarın, kimi projeler için yazdığı yayımlanmamış kurgusal gerilim öyküleri de vardır…

    Kendini iflah olmaz bir sinema müptelâsı olarak gören eleştirmenin film izleme - tüketme hızı kimilerini şaşırtacak türdendir… Sinemaya zamansal ve mekânsal sorunlardan ötürü rötarlı başlamak zorunda kalan Akçadoğan’ın tek gayesi eksiklerini bir an evvel bertaraf etmektir…

    Film eleştirisini yargı yörüngesinden uzak, bir çeşit felsefi sağduyu olarak kabul etmiş yazarın ilk hedefi de ölmeden önce o meşhur 1001 filmi izlemek…

    Gizem Ertürk

    15 Mayıs 2008

    Gizem Ertürk, 03 Nisan 1987’de Antalya’da doğdu. Trakya Üniversitesi Radyo – Televizyon Yayıncılığı bölümünde eğitim gören Ertürk’ün, Trakya Üniversitesi 7. Altın Süpürge Kısa Film Yarışması’nda En İyi Belgesel Film Ödülü var.
    Belli bir alanda uzmanlaşıncaya kadar medya sektöründe görev almak ve ileride sinema sektörüne geçerek kalıcı ve sanatsal projelerde bulunma amacındaki Gizem Ertürk’ün Edirne Fotoğraf Sanatçıları Derneği Kursu’ndan fotoğrafçılık diploması var. Ertürk ayrıca Kanal D Çocuk Kulübü Program Departmanı, D Plus ve CNN Türk Haber Makinası programlarında staj yaptı.

    Serbest Kürsü

    6 Mayıs 2008

    Yazı gönderen arkadaşlara teşekkür ederiz.

    Ali Murat Güven

    Asya Çağlar

    Baha Serter

    Barış Saydam

    Biray Dalkıran

    Bülent Pelit

    Engin Ayça

    Erhan Işık

    Ethem Özgüven

    Fatih Doğulu

    Fatih Dural

    Fırat Sayıcı

    Hakan Sonok

    Haldun Armağan

    Hayri Çölaşan

    İsmail Türkmen

    Köksal Aras

    Mete Dağhan

    Mutlu Hesapçı

    Mutlu Şahin

    Necati Sönmez

    Onur Demirel

    Sabahattin Çetin

    Serdar Akbıyık

    Sibel Oral

    Suat Köçer

    Temel Kerimoğlu

    Tuncer Çetinkaya

    Vural Çavuşoğlu

    Yasemin Sim Esmen

    Ali Ulvi Uyanık

    1 Ocak 2008

    1960, İstanbul doğumlu. Akrep burcu. 6 yaşından başlayarak ebeveynleri tarafından sık sık sinema salonlarına bırakıldı (!). Hâlâ o karanlık içinde ‘her anlamda kaybolmayı’ seviyor. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu bitirdikten sonra, iki işinden biri hep sinema yazarlığı oldu; 1 Ocak 1983 tarihli sayıda bir okur mektubu olarak yayımlanan ilk yazısından başlayarak Milliyet Sanat Dergisi’ne sevdalandı. Bu sevdası bugün de sürmektedir. Yanı sıra, sadibey.com web sitesine de “Tek Cümle” köşesini hazırlamakta… Geçmişte yayımlanan “Gelişim Sinema”, “Beyazperde” gibi dergilere yazdı; TRT1 radyosu, TRT2, Kanaltürk, Habertürk gibi televizyonlarda sinema - film yorumları yaptı / zaman zaman yapıyor. Halen günde ortalama iki film izlemek ile sinemadan sonraki en büyük tutkusu olan seyahatlerini aksatmamak arasındaki dengeyi tutturmaya çalışıyor.

    Nur Özgenalp

    14 Temmuz 2007

    Nur Özgenalp 1975’de İzmir’de doğdu.

    Özel İzmir Amerikan Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okumak için İstanbul’a geldi. Üniversitede Tiyatro ve Sinema kulüplerinde çalıştı. 1996’da İtalyan Dili ve Edebiyatı’nı bırakıp, sinema okumaya karar verdi.

    2002′de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema - TV Bölümü’nü bitirdi. Burada Sanal Gerçek, Sandık, Baston ve Duvarlar adlı kısa filmleri yaptı. 2003 - 2006 yılları arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Film - TV Bölümü’nde Yüksek Lisansını yaptı. Budapeşte’de yapılan 3rd Global Conference-Monsters and the Monstrous: Myths and Metaphors of Enduring Evil adlı konferansta Little Mermaids Swimming in the Patriarchal Seas adlı makalesini sundu. Makale konferans sonrası yayınlanan e-book’ta yer aldı. Yüksek Lisans programını Final Girl Seri Katile Karşı: Seri Katil Filmlerindeki Kadın Kurban - Kahramanlar Üzerine Psikanalitik Bir İnceleme adlı tezini yazarak bitirdi.

    Çeşitli reklâm şirketlerinde ve dizilerde çalıştı. 2005′te Barış Pirhasan’la Senaryo Stüdyosu’nda çalıştı. Burada Kırık Kanatlar, Düşler ve Gerçekler ve Fatmagül’ün Suçu Ne? dizi filmlerin senaryo çalışmalarında yer aldı. Ardından Azap Yolu adlı dizinin senaryo grubuna katıldı. 2006 Eylül’ünde Plato Film için Şöhret Okulu dizisinin projelendirme aşamasında çalıştı. Halen Kanal D’de yayınlanan Genco dizisinin senaryo grubunda Hakan Haksun’la çalışmaya devam ediyor.

    Basında, ilk yazıları Radikal gazetesinde ve Altyazı Sinema dergisinde yayınlandı. Beyazperde.com, Bant ve Koara dergilerinde yazıları çıktı. 2007 Şubat’ında Doğan Egmont’ta editörlüğe başladı. Çocuk Kulübü ve Sünger Bob dergilerini çıkarıyor. Ayrıca Evrensel Kültür ve Sadibey.com’a sinema yazıları ve popüler kültür eleştirileri yazmaya devam ediyor.