Yanılıyorsam Arap Olayım da Steven Spielberg Beni Korusun
30 Haziran 2007
Transformers filmini izlerken yeni nesil sinema meraklılarından bazıları da bizimleydi. Film boyunca içimde duyduğum sıkıntıyı size anlatamam. Fakat o ne? Benim sıkıntıdan patladığım sahnelerde bu yeni nesil sinema meraklıları huşu içinde film seyretmiyorlar mı? O dakika anladım… Çağdaş uygarlık düzeyini aşmış ülkelerin kültürleri hem bir dönüşüm geçiriyor, hem de ‘dönüştürmeyi’ gerçekleştiriyor!
Bu ‘dönüştürme’ yapılırken ana hedef, gençlerin zihinlerine, hoşlandıkları içi boş aksiyon filmleri marifetiyle, ‘Yahudi - Hıristiyan geleneksel kültürü’nün kalıplarını yerleştirmek gibi görünüyor. Hikâye her ne kadar ‘transformers’ tabir edilen makinelerin atla, zıpla, hoş vakit geçir kabilinden maceralarını anlatıyor görünse de üçüncü dünya ülkelerinin ‘sömürge vatandaşı zihniyetli seyircileri’ de, ‘dönüştürülme’ eyleminden nasiplerini alıyorlar. Çünkü Transformers filminin aslı olan çizgi filmi, tüm dünya sinemalarında olduğu gibi bizim ülkemiz televizyonlarında da yayınlanıyor. Üstelik ummadığımız kadar büyük bir seyirci kitlesi yaratmış durumda…
Filme Dönüp Yakından Bakarsak
Katar’da ortaya çıkan ve Amerikan ordusunu perişan eden esrarengiz bir güç karşısında dünya şaşkına döner (nasıl demeyin, bütün Hollywood filmlerinde dünya Amerika’dan ibarettir. Geri kalan milletler Tarzan’ın maymunu Çita mesabesindedir!). Savunma Bakanlığı bu işi araştırırken dedesi Kuzey Kutbu’nu keşfeden Sam (Amca’sı eksik) aldığı arabanın kendiliğinden robota döndüğün keşfeder. Âşık olduğu Mikaela (Semavi dinlerde tabiat olaylarını idare ettiği bildirilen büyük meleklerden Mikail’in isminin müennesine, yani dişileştirilmişine ne kadar benziyor!) ile el ele vererek dünya dışından gelen iyi ve kötü robotların savaşındaki yerlerini alırlar.
Peki, yaşayan dolayısıyla enerjiye ihtiyaç duyan, akıllı ve öldürülebilir bu robotlar dünyaya neden gelmişlerdir? ‘Energon Cubes’ (Enerji Küpleri) dedikleri uzaydan gelen bir çift küpten kalanının peşine düşmüşlerdir (Peki küp ile Kâ’be arasında bir ilişki var mıdır sizce? Her ikisi de sekiz yüzlüdür ve kelime olarak aynı kökten gelmektedir!)… Filmde uzaylı robotların aradığı Enerji Küpü, Amerika’da bir yer altı üssünde saklanmaktadır ve atıl haldedir!
Bütün bunları uzun uzun neden mi anlatıyorum? Görünüşte bu kadar çocuksu bir aksiyon filmine hem ‘Arapların koruyucusu Amerikalılardır’ fikrini koymak; hem doğrudan Kâ’be’yi çağrıştıran ve üzerinde Arapça harfler olan Allspark’ı (Energon Cubes) neredeyse başrole yerleştirmek ve hem de Sam (amca) ile Mikaela aşkını oturtmak gibi çok ciddi ögeler neden konulsun ki? Muhtemelen şu sebeplerledir:
Bir: Garip animasyonlarla beyinleri çürütülen yeni nesil gençliğe ‘Bakın sizin sevdiğiniz robotlar enerji için neler yapıyor! Bu yüzden biz de Irak’ı işgalde haklıyız;
İki: Küb’ü (yani enerjiyi) biz ele geçirmeseydik kötü robotlar (düşman ülkeler) ele geçireceklerdi.
Üç: Amerika ile İsrail aslında iki farklı inanç ve kültür ama aynı amaç için hareket ediyorlar. Bu yüzden de birbirlerini sevmelerinde mahsur yoktur…
Dört: 160 milyon dolar bütçeli Transformers, safdil sinema yazarlarının sandığı gibi ‘oyuncak araba satışlarını artırmak için’ yapılmış olamaz… Bu Birinci Dünya Savaşı’nın emperyalist gayelerle değil, Avusturya veliahtını öldüren bir Sırp milliyetçisi yüzünden çıktığına inanmak kadar safdillik olur çünkü!
ALTYAZI
Yanıldığımı düşünenlere: Yanılıyorsam Arap olayım da, Katar’daki askerlerin ‘robot akrep’ten kaçarken korudukları Arap çocuk gibi, Steven Spielberg amca da beni korusun!
(06 Temmuz 2007)
coskuncokyigit@gmail.com
Hüseyin Karabey’in yönettiği ve Ayça Damgası, Hama Ali Khan, Mahir Günşiray ile Nesrin Cavadzade’nin oynadığı Gitmek (My Marlon and Brando), önümüzdeki aylarda Asi Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Len Wiserman’ın yönettiği ve Bruce Willis, Timothy Olyphant, Maggie Q ile Justin Long’un oynadığı Zor Ölüm 4.0 (Die Hard 4.0), 29 Haziran Cuma, 01 Temmuz Pazar ve 04 Temmuz Çarşamba akşamı 21:30 seansında Bonus Premium Cinecity - Trio Açık Hava Sineması’nda gösterilecek. Açık hava sinemasının havuz başında şezlonglara veya minderlere uzanarak, Chocolate’ın hazırladığı özel kokteyller ve menüler ile yıldızlar ve palmiyeler arasında film seyrederek değişik bir ayrıcalık yaşanıyor. Ayrıcalık Eylül ayına kadar her hafta Çarşamba, Cuma ve Pazar akşamları 21:30 seansında yaşanacak.









