Aynalar No.3

Christian Petzold’un yönettiği ve Paula Beer, Barbara Auer, Matthias Brandt ile Enno Trebs’in oynadığı Aynalar No.3 (Mirrors No.3), 05 Haziran 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Kırsalda geçirdiği bir araba kazasından kurtulan Laura, yara almamış olsa da derinden sarsılır. Kazaya tanık olan ve ona anne şefkatiyle yaklaşan bir kadının evine kabûl edilir. Kadının kocası ve yetişkin oğlu da mesafeli tavırlarını zamanla bir kenara bırakınca, dördü aileyi andıran bir düzen kurar ve birlikte birkaç mutlu gün geçirir. Ancak geçmişleriyle yüzleşme zamanı geldiğinde, Laura da kendi hayatıyla hesaplaşmak zorunda kalır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Aynalar No.3 yazısına devam et

Paribu Cineverse Akasya, Star Wars: Mandalorian ve Grogu Cosplay Etkinliğine Ev Sahipliği Yaptı

Paribu Cineverse, büyük yapımların vizyona girişlerinde sinemaseverlere sadece perde başında oturmaktan öte anlar yaşatmayı hedeflediğini bir kez daha gösterdi. Bu doğrultuda Star Wars: Mandalorian ve Grogu’nun (Star Wars: The Mandalorian & Grogu) Türkiye prömiyerini eşsiz bir atmosfere dönüştürmek için Akasya’da kapsamlı bir karşılama etkinliği hazırlandı. Etkinlik kapsamında, dünyanın en büyük Star Wars kostüm kulübünün Türkiye oluşumu olan 501. Lejyon Türkiye Ekibi de Akasya’da yerini aldı. Yaklaşık 25 kişiden oluşan dev kadro, Star Wars evreninin en ikonik karakterlerinin aslına sadık kalınarak hazırlanmış kostümleriyle sinemaseverleri karşıladı.

Paribu Cineverse Akasya, Star Wars: Mandalorian ve Grogu Cosplay Etkinliğine Ev Sahipliği Yaptı yazısına devam et

Korkunç Bir Film Filminin Ana Afişi Paylaşıldı

Ana afişi paylaşılan Korkunç Bir Film, Michael Tiddes tarafından yönetiliyor ve başrollerini Marlon Wayans, Shawn Wayans, Anna Faris ile Regina Hall paylaşıyor. 05 Haziran 2026 Cuma günü UIP Filmcilik dağıtımıyla Paramount Pictures tarafından gösterime çıkarılacak filmde yirmialtı yıl önce fazlasıyla tanıdık, maskeli bir katilden kaçmayı başaran Core Four, yeniden katilin hedefinde ve hiçbir korku filmi markası güvende değil. Film; reboot’lar, remake’ler, requel’lar, prequel’lar, sequel’lar, spin-off’lar, elevated horror akımı, origin hikâyeleri, içinde “legacy” geçen her şey ve aslında hiç final olmayan “final chapter”larla dalga geçerek hepsini biçip geçiyor.

Korkunç Bir Film Filminin Ana Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

Beni Dünyadaki Her Şeyden Daha Çok Sevsin / Saplantı

‘Saplantı / Obsession’ 04 – 11 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 50. Toronto Film Festivali’nin (TIFF) kült korkular, sınırları zorlayan absürt güldürüler ya da yüksek tempolu aksiyonlara ev sahipliği yapan ‘Geceyarısı Çılgınlığı / Midnight Madness’ seçkisinin gözdelerinden biriydi. Film, bir müzik mağazasında çalışan utangaç Bear’in (Michael Johnston) aynı iş yerinde çalışan alımlı Nikki’ye (Inde Navarette) olan ilgisini bir türlü dile getiremeyişinin sancılarıyla açılıyor. İlk sahnelerde, kendisini çok çaresiz hissettiğini söyleyen genç adamın mağazadan yakın arkadaşlarına içini döküşünü izliyoruz. Sürekli Nikki’yi düşünmektedir, dinlediği her şarkıda ondan izler vardır. Ninesini kaybettiğinde elini bırakmamış olan genç kıza olan beğenisini dile getirirken gardını tamamen indirmiş durumdadır.

Yakın arkadaşları Ian (Cooper Tomlinson) ile içten içe Bear’e ilgi duyan Sarah’nın (Megan Lawless) herşeyi doğru zamana bırakması öğüdünden hareket etmeye karar veren Bear, sevdiği kıza hediye almak için girdiği gizemli eşyalar satan dükkândan ‘One Wish Willow’ adlı 60’lı yılların klasiği bir dilek kutusu satın alır. İnanışa göre, ambalajı açıldığında bir müzik tınısıyla ortaya çıkan söğüt dalı görünümlü objeyi ikiye ayırdığında kişi dileğine kavuşacaktır.

Genç adam dükkân çalışanının ‘kullan ama dikkatli ol, şikâyet edenler oluyor’ uyarısına ‘yoksa hayatları mı mahvoluyor’ şeklinde gülerek karşılık vermiştir. Nikki’yi evine bıraktığı gece kızın samimi sorusu karşısında ona olan duygularını hislerini bir kez daha açığa vuramayınca yeni bir hayal kırıklığına sürüklenir ve ağzından ‘Nikki beni herkesten daha çok sevsin’ sözcükleri dökülür. İsteğin yerine gelmesi o denli çabucak gerçekleşir ki, filmin belki de en ürkütücü planında Nikki evinden geri çıkar ve genç adamı delicesine arzuladığını haykırır. Dileği gerçekleşen Bear bu baş döndürücü gelişme karşısında şaşkın ve heyecanlıdır. Ancak işler umduğu yolda gitmeyecek, bir bireyden diğerine atlayan ‘saplantı fırtınası’, Nikki’nin sürekli değişen ruh durumları ve ölümcül sahiplenişi bir dizi trajik gelişmeyi beraberinde getirecektir.

‘Saplantı’ bolca şiddet ve kan içeren psikopat mekanizmalarından farklı olarak, sıradan kişilerin psikolojik değişimleri üzerinden ilerleyen karakter bazlı bir film izlenimiyle açılıyor. Bu da izleyicide, arkadaşlıkla başlayan ve romantik bir birlikteliğe uzanan yolda reddedilme, ya da ‘Me Too’ sonrası karşı cinsi taciz etme endişesiyle tereddüde düşen çağdaş genç erkeğin korkuları üzerine bir açılım ümidi taşıyor. Sosyal medyada yayınladığı komik videolarıyla ünlenen Curry Barker ise, aynı yoldan geçmiş zamane sinemacıları gibi ürpertici bir korku – gerilim sinemasının dar kalıbı içinde kalmayı seçmiş. Karakter ve mesele bazlı açılım yerine, hikâye o meşum dileğin etkisiyle sarsılan, aniden değişen, tuhaflaşan Nikki’nin ünlü ‘Öldüren Cazibe / Fatal Attraction’ filminde olduğu gibi rayından çıkan ve trajik bir sona doğru hızla ilerleyen ‘ölümcül bir sahiplenme’ ve ‘şeytani bir güç tarafından esir alınma’ kâbusuna evriliyor.

Oysa başta ‘Şeytan / Exorcist’ olmak üzere korku – gerilim sineması ve klasiklerini iyi etüt etmiş bir sinemacı var karşımızda. Barker’ın sinemasal tercihleri ilgi uyandırıyor. Bizzat kurguladığı filmi, görüntü yönetmeni Taylor Clemens ile birlikte inşa ettiği görsel üslûbu ile sıradan korku filmlerinin arasından sıyrılıyor. Özel efektlere yüz vermeyen tavrı, uzun tutulmuş planlarla ilerleyen kamera hareketleri, hayli dar bir kadraj içinde hayli düşük bir ışık tercihi, ışık – gölge kontrastının mükemmelliği, iki baş oyuncusunun, özellikle yeni tanıdığımız Inde Navarette’in ürkütücü yorumu, genç Zach ‘Rock’ Burwell’ın tekinsiz müziğiyle biçimsel olarak şaşırtıcı bir başarıya imza atıyor.

Düşük bütçeli filmin ABD’de şaşırtıcı bir gişe başarısına ulaşmış olmasının genç sinemacıya sektörün kapılarını sonuna kadar açtığını, bundan sonraki filmlerinde çok daha büyük imkânlarla çalışacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeter ki bu beklenmedik başarı ve genç kuşağın korkularını dile getiren bu tarz korku filmlerini baş tacı eden genç izleyici kitlesinin desteği Barker’ı şımartmasın ve daha sağlam hikâyelerle yolunda ilerlemeyi sürdürsün.

(28 Mayıs 2026)

Ferhan Baran

ferhan@farhanbarancom

İfşa Günü Filminin Ana Afişi Paylaşıldı

Yeni ana afişi paylaşılan İfşa Günü filminde SAG ve Oscar ödüllü Emily Blunt, Emmy ve Altın Küre ödüllü Josh O’Connor, Oscar ödüllü Colin Firth ve iki kez Oscar adayı Eve Hewson rol alıyor. Steven Spielberg’in hikâyesine dayanan filmin, senaryosu David Koepp’e ait. Koepp’in Spielberg ile önceki çalışmaları arasında Jurassic Park, The Lost World: Jurassic Park, War of the Worlds ve Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull yer alıyor. Bu filmler 3 milyar dolardan fazla hasılat yaptı. Koepp ayrıca 2025’in Jurassic World Rebirth filminin senaryosunu yazdı. İfşa Günü, Kristie Macosko Krieger ve Spielberg tarafından Amblin Entertainment için yapıldı.

İfşa Günü Filminin Ana Afişi Paylaşıldı yazısına devam et

Korku Sinemasının Merakla Beklenen Yapımı Yolcu, Paribu Cineverse Akasya’da Ön Gösterim Gerçekleştirdi

Paribu Cineverse, heyecanla beklenen yapımları izleyicilerle buluşturmaya devam ediyor. Korku türünün dikkat çekici yapımı Yolcu (Passenger), 20 Mayıs Çarşamba günü Paribu Cineverse Akasya’da düzenlenen ön gösterimini yaptı. Davetliler, Paribu Cineverse’ün sunduğu sinema atmosferinde filmi ilk kez izleme şansı yakaladılar. Yönetmen koltuğunda Andre Ovredal’ın oturduğu, başrollerini Melissa Leo, Lou Llobell ve Jacob Scipio’nun paylaştığı film, izleyicileri korkunun tam kalbine davet ediyor, karavanlarıyla özgürce seyahat eden genç bir çiftin ıssız bir yolda ilerlerken dehşet verici bir trafik kazasına tanık olmasıyla başlayan gerilim dolu korkutucu bir hikâyeyi merkezine alıyor.

Korku Sinemasının Merakla Beklenen Yapımı Yolcu, Paribu Cineverse Akasya’da Ön Gösterim Gerçekleştirdi yazısına devam et

Vizyoner Yönetmen James Cameron, İzleyicileri Pandora’nın Büyüleyici Dünyasına Yeniden Davet Ediyor, Oscar Ödüllü Avatar: Fire and Ash, Beyazperdenin Ardından İlk Kez 24 Haziran’da Disney+’ta

Vizyoner ünlü yönetmen James Cameron, sinema tarihine kattığı kült seriyi Avatar: Fire and Ash ile geçtiğimiz sene devam ettirdi. Dünya çapında elde ettiği 1,5 milyar dolarlık gişe hasılatıyla serinin olağanüstü başarısını sürdüren film, Motion Picture Association’ın tüm zamanların en çok hasılat yapan filmleri listesinde de yerini aldı. Filmin küresel başarısı, Rotten Tomatoes üzerindeki % 90 skor ile izleyici nezdindeki karşılığını da ortaya koydu. Oscar Ödülleri’nden En İyi Görsel Efekt Ödülü’yle ayrılan film, bu rüzgârını Disney+’a da taşıyor. 20th Century Studios imzalı Avatar: Fire and Ash, sinemaların ardından ilk kez Disney+’ta izleyicilerle buluşacak.

Vizyoner Yönetmen James Cameron, İzleyicileri Pandora’nın Büyüleyici Dünyasına Yeniden Davet Ediyor, Oscar Ödüllü Avatar: Fire and Ash, Beyazperdenin Ardından İlk Kez 24 Haziran’da Disney+’ta yazısına devam et

İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor

Başarılı oyuncu Cansu Dere ve Portekizli yıldız Diogo Morgado’nun başrollerini paylaştığı Portekiz Aşkı’nda toksik bir ilişkiden kaçan, yolu Portekiz’e uzanan yalnız bir kadının kendini bulma hikâyesi anlatılıyor. Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen Portekiz Aşkı, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda İsmail Şahin’in oturduğu yapım, 08 Mayıs’ta Türkiye’de vizyona giriyor.

İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor yazısına devam et

Varolmanın Bedeli Projesi Marche Du Film’de, Aydın Orak Cannes’te Varolmanın Bedeli’ni Ödüyor

Yönetmen Aydın Orak’ın yeni sinema projesi Varolmanın Bedeli, dünyanın en önemli sinema buluşmalarından biri olan Cannes Film Festivali (Festival de Cannes) kapsamında düzenlenen Marché Du Film seçkisine kabûl edildi. Baba ile oğul arasında yaşanan ve giderek derinleşen sosyal ve kuşak gerilimleri merkezine alan proje, Cannes Film Festivali’nde uluslararası ortak yapımcılar, dağıtımcılar ve fon temsilcileriyle pitching görüşmeleri gerçekleştirdi. Türkiye ve Fransa’dan iki yapımcıyla geliştirilen proje, toplumsal çatışmaları insani bir hikâye üzerinden ele alan güçlü anlatımıyla uluslararası sinema çevrelerinin dikkatini çekiyor.

Varolmanın Bedeli Projesi Marche Du Film’de, Aydın Orak Cannes’te Varolmanın Bedeli’ni Ödüyor yazısına devam et

Ferzan Özpetek ile İyi Günde Kötü Günde

Dünyaca ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, yeni projesi İyi Günde Kötü Günde için hazırlıklarını tamamladı. Aile ilişkileri, duygusal kırılmalar ve insan ruhunun derinliklerine odaklanan yapım, komedi – drama türünde izleyiciyle buluşacak. Özpetek’in uzun yıllardır İtalyan sinemasında başarıyla kurduğu sıcak, kalabalık ve duygusal aile evrenini genişletmeye devam edeceği yeni filminde, yakınlık, sırlar ve kırılgan ilişkiler yine duygusal hikâyenin merkezinde yer alacak.

Ferzan Özpetek ile İyi Günde Kötü Günde yazısına devam et

Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4

Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) tarafından 02 – 06 Haziran 2026 tarihleri arasında Beyoğlu Sineması’nda Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4 etkinliği düzenleniyor. T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen etkinlikte sinemamızın unutulmayan filmleri ücretsiz olarak gösterilecek. Sinemaseverlerle buluşacak filmler arasında Maden, Yusuf ile Kenan, Neredesin Firuze, Uçurtmayı Vurmasınlar, Aile Şerefi, Zehra, Kozanoğlu, Öğretmen Kemal, Külkedisi Sinderella, Hakkâri’de Bir Mevsim gibi filmler var. Yapılacak gösterimlere, yönetmenler ve oyuncular da katılacak.
Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4 yazısına devam et

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin)

Renny Harlin’in yönettiği ve Aaron Eckhart, Ben Kingsley, Angus Sampson, Lucy Barrett, Richard Crouchley, Molly Belle Wright, Wenhan Li ile Rosie Simei Zhao’nun oynadığı Derin Kâbus (Deep Water), 12 Haziran 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Los Angeles’tan Şanghay’a gitmekte olan bir yolcu uçağı, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpek balıklarıyla karşı karşıya kalırlar ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için çok zorlu bir mücadeleye başlarlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin) yazısına devam et

Yaşasın Sinema, Yaşasın Farklılıklar, Yaşasın İnsanlık / Altın Palmiyeler Sahiplerini Buldu

79. Cannes Film Festivali’nde ödüller açıklandı. Fransız oyuncu ve yönetmen Eye Haïdara’nın sunduğu kapanış gecesinde, muhteşem Tilda Swinton’ın ağzından dökülen başlıkta yer alan kelimeler, sinemanın bu en saygın festivalinde dünya prömiyerini yapan filmlerin ortak mesajını iletiyordu.

Güney Koreli auteur sinemacı Park Chan-Wook başkanlığındaki ana jürinin kararı doğrultusunda Altın Palmiye En İyi Film Ödülü Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu’nun ‘Fiyort / Fjord’ filmine verildi. Böylece Mungiu 2007 yılının Altın Palmiyeli ‘4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’ adlı başyapıtın ardından bu değerli ödülü ikinci kez kazanan yönetmenler listesine adını yazdırmış oldu. Usta sinemacının yeni filmi, Kuzey’in fiyortları arasındaki ücra köyde yeni bir hayat kurmak isteyen Romen Mihai (Sebastian Stan) ile Norveçli Lisbet’in (Renate Reinsve) yaşadıkları toplumla fikir ve inanç ayrılığına düşmeleri üzerinden Avrupa’nın farklı kültürler mozaiğinde tolerans ve özgürlüğün sınırları gibi kavramları tartışmaya açıyordu.

Swinton’ın sözleri doğrultusunda cinsel özgürlük haklarını savunan iki değerli film 79. edisyonun ödül listesinde yerini aldı. Belçikalı Lukas Dhont’un Cannes’da boy gösteren üçüncü uzun metrajı ‘Korkak / Coward’ Birinci Dünya Savaşı’nda çarpışırken siper gerisinde aşkın ve sanatın büyüsünü keşfeden Pierre (Emmanuel Macchia) ile Francis’in (Valentin Campagne) romantik öyküsünü anlatırken, kahramanlık ve korkaklık kavramlarını eşeliyordu. Festivalin bu yılki afişini süsleyen ‘Thelma ve Louise’in efsanevi oyuncularından Geene Davis’in elinden ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü paylaşan filmin gencecik iki oyuncusu coşkudan kalıplarına sığamazken; yazıp yönettikleri ‘Kara Liste / La Bola Negra’ ile Fransız sinemasının yaramaz çocuğu Xavier Dolan’ın elinden ‘En İyi Mizansen’ Ödülü’ne kavuşan aktörlükten gelme İspanyol Javier Calvo ile Javier Ambrossi ikilisi aynı heyecanı yaşadılar. Film, 1932, 1937 ve 2017 yıllarında geçen öyküler aracılığıyla, cinsellik, arzu ve acı temaları üzerinden farklı dönemlerde eşcinselliği yaşamanın bedelini araştırıyordu.

En İyi Mizansen Ödülü bu yıl iki filmin üç yönetmeni arasında paylaştırıldı. Uzunca bir aradan sonra Cannes’a dönen Polonyalı usta Pawel Pawlikovski, Altın Palmiye beklentisinden olsa gerek, aldığı ödül için pek de hoşnut gözükmezken, ‘Venedik’te Ölüm’ün Nobel ödüllü yazarı Thomas Mann (Hans Zischler) ile kızı Erika’nın (Sandra Hüller) 1949 yılının yıkıntılar içindeki Almanya’sına dönüş yolculuğunun izini süren ‘Ata Yurdu’ / Fatherland’ festivalin en fazla alkış alan filmlerinden bir tanesiydi.

Festivalin ikincilik ödülü anlamına gelen ‘Jüri Büyük Ödülü’nü yine yakından tanıdığımız Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in adını Yunan mitolojisinden alan ‘Minotor / Minotaur’ isimli filmi kazandı. Pandemi döneminde ölümden dönen auteur yönetmen, Amerikalı yükselen oyuncu Zoë Saldaña’nın elinden aldığı ödüle konu olan ve Claude Chabrol’ün 1969 yapımı ‘Vefasız Kadın / La Femme Infidèle’inden yola çıkan filminde, karısının ihanetini yakalayan bir şirket patronunun düzeni bozulduğunda şiddete kayışını, yolsuzluğun ayyuka çıktığı ülkesindeki güç sarhoşluğu ve savaş bayraktarlığının kıyasıya eleştirisiyle harmanlamış.

Lübnanlı oyuncu yönetmen Nadine Labaki’nin takdim ettiği En İyi Senaryo Ödülü Fransız sinemasının bizde pek tanınmayan yönetmenlerinden Emmanuel Marre’ın ‘Notre Salut’ isimli filmine verildi. Film 1940 Eylül’ü Vichy hükümeti döneminde hayatta kalma savaşımı veren politik strateji uzmanı Henri Marre’ın (Swann Arlaud) hikâyesi üzerinden ilerliyor. Ana yarışmanın ‘Jüri Ödülü’ ise İspanyol aktör Gael Garcia Bernal’ın elinden Alman sinemacı Valeska Grisebach’ın yönettiği ‘Hayalimdeki Macera / Das geträumte Abenteuer’e gitti. 2017 yapımı ‘Western’in yaratıcısı kadın yönetmenin bu son çalışması, Bulgaristan’ın Yunanistan ve Türkiye sınırındaki Svilengard bölgesinde geçiyor. Yolunun kesiştiği eski bir tanıdığa yardım etmeye söz veren Vesna (Yana Radeva) kendisini beklenmedik tehlikeli bir maceranın içinde buluyor, bölgenin yerel mafyası ve karanlıklar ağı içine çekildiğinde kendi bastırılmış geçmişi ve arzularıyla yüzleşmek durumunda kalıyor.

Bu yıl ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Ödülü de aynı filmin iki aktrisi arasında paylaştırıldı. ‘Drive My Car’ın usta yaratıcısı Ryûsuke Hamaguchi’nin yönettiği ‘Aniden / Soudain’, tiyatro yönetmeni Mari (Tao Okamoto) ile Paris banliyösünde bir yaşlı bakım evinin yöneticiliğini üstlenen Marie-Lou’nun (Virginie Efira) karşılıklı paylaşım süreci ve hayata tutunma azimleri üzerinden ilerleyen zarif bir film olarak alkış topladı.

Festivalin yarışmalı bölümlerinde yer alan ilk filmlerden birine verilen ‘Altın Kamera / Camera d’Or’ Ödülü Ruandalı Marie-Clémentine Dusabejambo’nun yönettiği ‘Ben’Imana’ya giderken, sağlık sorunları nedeniyle Cannes’a gelemeyen Barbra Streisand’a verilen ‘Altın Palmiye Onur Ödülü / Palme d’Or d’Honneur’ efsanevi şarkıcı, besteci, oyuncu ve yönetmenin talebiyle, çok güzel hazırlanmış bir konuşma ve Streisand’ın dokunaklı video mesajının ardından Fransız sinemasının dev aktrislerinden Isabelle Huppert’e teslim edildi.

(24 Mayıs 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot

Orhan Bal’ın yönettiği animasyon film Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot, 22 Mayıs 2026’da TME Films dağıtımıyla TRT Sinema – TRT Çocuk – Düşlerevi Animation Studio tarafından vizyona çıkarıldı.
Ormanya’da, bilim insanı Palaz Efendi, uzun süredir üzerinde çalıştığı robotu Ruzi’yi tamamlar. Ruzi, aktifleştiğinde Palaz Efendi’ye “Palaz Baba” adını verir ve aralarında güçlü bir bağ oluşur. Ancak şehir merkezinde düzenlenen tanıtım sırasında Ruzi aniden kaybolur. Bu haber, Ormanya’da paniğe yol açar ve medyanın da dikkatini çeker. Görevi Ruzi’yi bulmak olan Kehribar ve Boncuk, postacı Az Önce Buradaydı’dan haberi alır ve maceraya başlarlar.

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot yazısına devam et

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı

Görültü, İngiliz sinemacı Peter Watkins’in üretimine adanan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok retrospektifinin ardından yayımlanan, yönetmenin çok katmanlı üretimini merkeze alan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok başlıklı kapsamlı monografı duyurmaktan mutluluk duyar. Film izlemeyi, tartışmayı ve yeni üretimleri önceleyen bağımsız kültür sanat inisiyatifi Görültü, ilk yayını Peter Watkins: Kestirme Yol Yok’ta, Peter Watkins’in film üreticisi, teorisyeni ve polemikçisi olarak yaşam boyu sürdürdüğü pratiğine odaklanıyor; yönetmenin ortaya koyduğu öncü Monoform teorisinden Komün ve Yolculuk gibi uzun süreli filmlerine uzanıyor.

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu