Kronik Kitap’ta Bu Ay: Eylül 2026

Kronik Kitap, Eylül 2026 kitaplarını açıkladı. Erkan Göksu’nun Nizamülmülk: İki Sultan Bir Vezir, Ceyda Öztekin’in Sorun Bende mi Anne?, Tülay Metin – Altay Tayfun Özcan’ın Sultan II. Kılıç Arslan: Türkiye Selçuklu Altın Çağının Mimarı, Jose Antonio Bowen – C. Edward Watson’ın Yapay Zekâ ile Öğretmek, Nicolaus Cusanus’un Öğrenilmiş Cehalet Üzerine: De Docta Ignorantia, İlhami Sığırcı’nın Dünya Çeviri Tarihi, Serkan Ünal’ın Hisse Seçim Rehberi, Xueting C. Ni’nin Çin Mitolojisi, Halil Erdoğmuş’un Paylaşmak Kazandırır: Ebebek – Sessiz Bir Başlangıçtan Güçlü Bir Markaya adlı kitapları 2026 Eylül ayında kitapçı raflarında yerlerini aldı, satışa sunuldu.

Kronik Kitap’ta Bu Ay: Eylül 2026 yazısına devam et

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde dördüncü gün geride kaldı. Yönetmenliğini İlker Çatak’ın üstlendiği Altın Ayı ödüllü Sarı Zarflar filminin  ekip katılımlı gösterimi büyük ilgi gördü. Gösterimi yapılan diğer yerli belgesel ise Bingöl Elmas’ın yönettiği Yeni Han oldu. İstanbul’daki sığınmacıların hayatını anlatan film Suriye’den Somali’ye, Uygur bölgesinden Kazakistan’a dünyanın farklı yerlerinden İstanbul’un Aksaray semtine gelmiş sığınmacıların hayatlarını takip ediyor.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün yazısına devam et

Korku ve Gerilim Dolu Bir Hayatta Kalma Mücadelesi: Resident Evil Paribu Cineverse İstinyePark IMAX’teki Özel Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu

Aksiyon, gerilim ve korku unsurlarını soluksuz bir anlatıyla buluşturan, izleyicilerin merakla beklediği yeni yapım Resident Evil, 18 Eylül’deki vizyon öncesinde 16 Eylül Çarşamba günü İstinyePark IMAX salonunda düzenlenen özel bir ön gösterimle ilk kez izleyici karşısına çıktı. Sinemanın en gelişmiş dev ekran teknolojisini heyecan dolu yapımlarla buluşturan IMAX atmosferinde gerçekleşen bu özel etkinlikte davetliler, temposu bir an olsun düşmeyen bu kaotik hayatta kalma mücadelesini Türkiye vizyonundan önce deneyimleme şansı yakaladı. Filmin yönetmeni Zach Cregger, korku sinemasında yarattığı özgün atmosferlerle tanınıyor.

Korku ve Gerilim Dolu Bir Hayatta Kalma Mücadelesi: Resident Evil Paribu Cineverse İstinyePark IMAX’teki Özel Ön Gösterimde İzleyiciyle Buluştu yazısına devam et

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti?

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali sürüyor. Festivalin üçüncü gününde merakla beklenen pek çok film seyirciyle buluşurken beş yerli filmin yönetmenleri gösterimler sonrasında seyircilerin sorularını yanıtladı. İkinci günde Rose, Dua, Dalgalarda, Seni İstiyorum, Her Defa, Ailem İçin, Gitmedik Buradayız, Seva, Kuru Taşın Başı, 2m², Drakula İstanbul’da ve Karanlıkta Islık Çalanlar filmleri gösterildi.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti? yazısına devam et

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Açılışın Ardından İkinci Gün Geride Kaldı

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin ikinci gününde 9 film seyirciyle buluştu. Ayvalık seyircisi bilhassa Emin Alper imzalı Kurtuluş gösterimine büyük ilgi gösterdi. Gösterimin ardından yapımcılar Nadir Öperli ve İrem Akbal, oyuncular Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan seyircilerin sorularını yanıtladı. Festivalde yapılan gösterimlerin yanı sıra birçok paralel etkinlik de gerçekleştiriliyor. Bu yılın ilk önemli etkinliği ise Kent Hafızası başlıklı konuşma oldu.

  • Basın Bülteni
  • İkinci günden görüntüler için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Açılışın Ardından İkinci Gün Geride Kaldı yazısına devam et

Ayvalık Uluslararası Film Festivali Başladı, Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü, İsimsiz Eserler Mezarlığı’nın Yönetmeni Melik Kuru’ya Verildi

Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle yapılan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, Büyük Park Amfitiyatro’da düzenlenen açılış töreniyle başladı. Kurukahveci Mehmet Efendi’nin ev sahipliği yaptığı açılış töreninde, Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü’nün sahibi de açıklandı. Alin Taşçıyan, Berkay Ateş, Cem Kaya, Elif Ergezen ve Pelin Esmer’den oluşan seçici kurul, ödülü İsimsiz Eserler Mezarlığı filminin yönetmeni Melik Kuru’ya verdi.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali Başladı, Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü, İsimsiz Eserler Mezarlığı’nın Yönetmeni Melik Kuru’ya Verildi yazısına devam et

Yapı Kredi Yayınları’nda Son Çıkanlar 17 – 18 Eylül

Yapı Kredi Yayınları, 17 – 18 Eylül’de Alberto Manguel’in Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı: Bir Biyografi, Christopher Isherwood’un Akşam Vakti Dünya, Burcu Pelvanoğlu’nun Halef Asaf: Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası, J. K. Rowling’in Potter Cep Kitapları: Dobby, ve Potter Cep Kitapları: Hagrid, ve Sibel Şengül’ün Beri Bak Çocuk adlı kitaplarını yayınlıyor. İlk kadın ressamlarımızdan Hale Asaf, Osmanlı’nın son dönemlerine ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına rastlayan kısa ve sıradışı hayatında İstanbul’da, Paris’te, Berlin’de ve kısa bir süre de Bursa’da yaşadı, çalıştı, az sayıda ama etkileyici eserler üretti.

Yapı Kredi Yayınları’nda Son Çıkanlar 17 – 18 Eylül yazısına devam et

Tarık Akan, 10. Ölüm Yıl Dönümünde Bakırköy’de Anılacak

Sinemamızın unutulmaz sanatçısı ve Özel Taş İlkokulu ve Ortaokulu’nun kurucusu Tarık Akan, 16 Eylül Çarşamba günü vefatının 10. yılında ailesi, öğrencileri, öğretmenleri, velileri, sanatçı dostları ve Bakırköy halkının katılımıyla düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Sanat ve kültür hayatına kazandırdığı onlarca unutulmaz film, ilerici düşünceleri ve eğitim alanındaki öncü yaklaşımıyla hafızalarda yer edinen Akan’ın insani ve düşünsel değerleri, kurucusu olduğu Özel Taş İlkokulu ve Ortaokulu’nun kültür ve ilkelerinde yaşatılmaya devam ediyor.

Tarık Akan, 10. Ölüm Yıl Dönümünde Bakırköy’de Anılacak yazısına devam et

Video Oyunu ile Sinemanın Parlak Evliliği / Resident Evil

Video oyunlarının sinema uyarlamaları ve bitmez tükenmez devam filmlerine pek sıcak bakmadığım bilinir. 20 küsur yıllık tarihi olan ‘Resident Evil’in yeni sürüm beyazperde uyarlamasını ilk duyduğumda burun kıvırdığımı da hatırlıyorum. Ancak yönetmenlik koltuğunda Zach Cregger adını görünce filme kayıtsız kalmam mümkün olmadı. Zira, 1981 doğumlu oyuncu ve yazar / yönetmenin sinema dünyasında ilgiyle karşılanan 2022 yapımı çalışması ‘Barbarian’ın, Hitchcock’un ‘Sapık / Psycho’sundan esinli ilk bir saatlik bölümünün usul usul yükselen gerilim duygusunu çok sevmiştim. Cregger, geçtiğimiz yıl adaylık listelerinde yıldızı parlayan ve Amy Madigan’ın parlak yorumuyla Oscar heykelciğine uzanan ‘Silâhlar / Weapons’ ile başarısının tesadüfi olmadığını da kanıtladı. Grimm kardeşlerin ürkütücü masallarının izini süren karmaşık yapıyı çoklu karakterlerin farklı bakış açılarından aktarma yolunu seçen ‘Weapons’, gecenin bir yarısında evlerinden çıkarak karanlığa karışan tam 17 çocuğun hikâyesinde, şeytani bir gücün elinde en masumların dahi öldürücü silâhlara dönüşebildiğini anlatıyordu.

Cregger bu defa markalaşmış bir video oyununun küllerinden yepyeni ve yaratıcı bir evren yaratmaya soyunmuş. Oyunda temel öykü, hükümetle işbirliği halindeki tekinsiz Umbrella Corporation eliyle tehlikeli virüsler ve biyolojik silâh deneyleri yapılan Raccoon City’de beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan zombi salgınları ve buna karşı verilen yaşam mücadelesini anlatır. Cregger serinin önceki bölümlerinde yer almış karakterleri bir kenara bırakmış ve yepyeni, özgün bir hikâye kurmuş.

Buz gibi bir gece yarısı St. George hastanesine gelen medikal kuryeye bölge dışındaki Raccoon City’ye acilen götürülmek üzere yeni bir sipariş öneriliyor. Gecenin geç saatinde sıcak evine dönmek varken karlı buzlu yollarda bir teslimat daha almaya gönlü olmayan ama iki misli ücret teklif edilince işi kabûl eden Bryan (Austin Abrams) giderek bastıran tipinin izinde yol alırken, kız arkadaşı ile mesajlaşmalarından derdinin büyük olduğunu anlıyoruz. Film boyunca yüzünü hiç görmeyeceğimiz Michelle hamiledir ve bebeği dünyaya getirip getirmemek konusunda ısrarla Bryan’ın fikrini öğrenmek ister. Bir yandan yolla cebelleşirken öte yandan hayati bir mesele karşısında çaresiz ve ürkek kalan genç adam gecenin ıssızında aniden yola çıkan bir kadına çarpar. Kaza sonrası olay yerinden uzaklaşmayarak karın üzerindeki kan izlerini takip eder ve yaralı kadını arabasına koyarak hastaneye götürmek için harekete geçer. Hiç konuşmayan yaralının bakışları ve davranışları bir tuhaftır. Derken devriye polis olaya el koyar. Bryan olayı anlatır, memuru ikna eder, ancak ikisinin de bilmedikleri, değişim geçirmekte olan yaralı kadının kurban değil çevresindekileri yok etmeye hazırlanan bir yaratık olduğudur. Bundan sonrası Bryan’ın tek başına hayatta kalma mücadelesi üzerinedir, ancak her ne olursa olsun kendisine teslim edilen yüksek öncelikli teslimatı adrese ulaştırmalıdır.

Zamanında ‘Resident Evil’ müptelâsı olduğunu ifade eden yönetmen Cregger, video oyununu kendi arzu ettiği biçimde oynamak istemiş. Buradan yola çıkarak Bryan karakterini, konsolun başına geçen şahsının oyun esnasında vermiş olduğu reaksiyonlar üzerinden geliştirmiş, serinin askeri donanımlı güçlü kuvvetli karakterleri yerine, ufak tefek, çelimsiz, kendi halinde vatandaş tiplemesini yaratmış. Üstelik, değişmekten, olgunlaşmaktan korku duyan genç adamın çocuk sahibi olma konusunda endişelerinin bir ölçüde kendi kişisel kaygılarıyla da örtüştüğünü itiraf etmekten de çekinmiyor. Daha öncesinde eline doğru dürüst silâh almamış genç kurye öylesine akıl almaz tuzaklara göğüs germek, öylesine ürkünç oluşumlarla mücadeleye etmek zorunda kalıyor ki, bir an şöyle bir dönüp olan bitenin gerçek mi ya da düş mü olduğu konusunda tereddüt etmekten kendini alamıyor.

Ve Cregger bu atmofer içinde, serinin kadim hayranlarının tepkisini de göze alarak, kendi olağanüstü evrenini kuruyor. Film bir an bile hız kesmiyor. Genç sinemacı tek gecede tam zamanlı geçen hikâyesinde, sadece 90 dakikalık bir süre içinde izleyiciyi bir hız trenine bindiriyor ve finale kadar indirmiyor. Fazla kan revandan rahatsız olanları uyarmak isterim ancak Cregger’in sinema duygusu sinmiş pırıl pırıl yaratıcılık içeren sahne düzenlemelerine, tıpkı ustası Hitchcock misali hınzır mizah unsurlarını başarıyla eklemlideğini belirtmek isterim. Radikal bir biçimde beyazperdeye yeniden aktarılan, korku – gerilim sinemasının son dönemdeki zirvelerinden biri olan ‘Resident Evil’, karla kaplı Prag sokaklarının kan gölüne dönüştüğü ya da Raccoon hastanesinin doğum koğuşundaki mahşeri sekanslarda ustalığını kanıtlayan Darius Wolski’nin CGI destekli dehşetengiz set tasarımları, Hays ve Ryan Holladay biraderlerin gerilimi tetikleyen tekinsiz müzik çalışmalarıyla sivriliyor.

Bitirirken, ‘Silâhlar’da polisten kaçan uyuşturucu müptelâsı rolünde tanıdığımız Abrams, ana karakter Bryan’ın insani ölçekteki tüm şaşkınlığını başarıyla veren harika bir oyun çıkardığını es geçmeyelim. Bir Dustin Hoffman ışığı gördüğüm genç oyuncuyu, Ekim ayı içinde gösterime girecek olan ‘Balina Düşüşü / Whalefall’da babasının cenazesini okyanustan çıkarmak için dalış yaptığı sırada devasa bir balina tarafından yutulan, memeli deniz hayvanının karnında kısıtlı bir oksijenle yeni bir hayatta kalma mücadelesi veren dalgıç Jay Gardiner olarak izleyeceğimizi müjdeleyelim.

(18 Eylül 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bu Bir Film: Resident Evil

Genç kuşak, “Resident Evil”in bir oyun, hem de çok sevilen, neredeyse tüm seviyelerinin oynandığını biliyor. Benim kuşağım ise sinema üzerinden tanıyor. Gerek izlerken gerekse yazmaya başlamadan yaptığım kısa bir gezinti sonrasında hemen herkes “oyun” üzerinden yorumlamış.

Zach Cregger, tarzını tümüyle yansıtmış ve ortaya film gibi film çıkmış. Gerek kamera hareketleri, gerek ışıklandırma, gerek mekân kullanımı, gerek sessizliğin ürkütücü sesi, gerekse de oyuncu (gencecik Austin Abrams taşıyor filmi başından sonuna) çok başarılı. Hepsini bir araya getirince izlediğiniz, bildiğiniz “oyun”dan çıkıp bir beyazperde şölenine dönüşüyor: Hızlı, korkutucu, yalın ve bir o kadar sakin…

Gregger, filmi, gerçekten sürükleyici, merak ettiren, izleyiciyi bir an bile boş bırakmayan bir düzeye çıkartmış. Oyuncuların başarısı “sus”ları iyi oynayıp oynamadığıyla ölçülür, burada film sessizliğiyle gerçekten bir “sus”lar cenneti. Yetinmeyen bir yönetmen olduğunu (daha önce çektiği korku filmlerini hatırlarsanız) bilirsiniz. Titizliğini de katınca tam bir seyirlik film olmuş. Sahi, ben korku filmlerini sevmem, hele de böyle iğrenç yaratıklı olanları hiç, ama inanır mısınız, filmi büyük bir heyecan içinde (tamam, tırnaklarımı kemirmedim, bir iki kez koltuktan da sıçradım) izledim.

Bryan’ın (Austin Abrams) tıbbi kurye olarak uzak bir kente giderken, yolu aydınlatan far ışığında eşiyle yaptığı telefon konuşmasında yalnızlığın insanın içine saplanması çok etkiledi beni. Gerçekten telefonda eşiyle konuşuyor ama kafasında onlarca soru işareti geçiyor; onun yalnızlığı seyirciye geçiyor. Sonrasında zaten siz de filmdesiniz zaten.

(18 Eylül 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Robu 404 Filminden Çocuklara Müzik, Neşe ve Dans Dolu Şarkı ve Klip: Deniyorum

Çocukların iç dünyasına, kendilerini keşfetme heyecanına ve dostluğun gücüne dokunan CB Medya imzalı Robu 404 filminden neşe ve coşku dolu yeni bir dans klibi yayınlandı. Film, eğlenceli şarkısı ‘Deniyorum’ eşliğinde çekilen ve müzik, ritim ile mutluluğun tavan yaptığı klip, çocukların Robu’yla ne kadar çok eğleneceğinin ve salonlarda yükselecek neşeli kahkahaların habercisi olacak. Film, 02 Ekim Cuma günü seyirciyle buluşacak.

  • Basın Bülteni
  • Klibi izlemek için tıklayınız.
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Robu 404 Filminden Çocuklara Müzik, Neşe ve Dans Dolu Şarkı ve Klip: Deniyorum yazısına devam et

Night City’nin En Çılgın İkilisi Geri Döndü: Cyberpunk: Edgerunners Çılgınlığı

Dünya çapında büyük bir hayran kitlesine ulaşan Cyberpunk: Edgerunners evreni, Cyberpunk: Edgerunners Çılgınlığı ile Rebecca ve Pilar’ın geçmişine uzanıyor. Bartosz Sztybor’un hikâyesini yazdığı, Asano’nun çizdiği manga, iki kardeşin edgerunner olmadan önceki yaşamını Night City’nin tehlikeli sokaklarında anlatıyor. Rebecca ve Pilar’ın para, silahlar, çeteler ve tehlikeli işler arasında geçen hikâyesi; kardeşlik bağlarını, hayallerini ve Edgerunners dünyasında tanıdığımız karakterlere nasıl dönüştüklerini ortaya koyuyor. Rebecca’nın edgerunner olma hayali ve Pilar’la kurduğu ilişki, manganın merkezinde yer alıyor.

Night City’nin En Çılgın İkilisi Geri Döndü: Cyberpunk: Edgerunners Çılgınlığı yazısına devam et

Uluslararası Yapım Şirketi Rozam’ın Türkiye’deki İlk Projesi Soy Filminin Teaser’ı Yayınlandı

Geçmişten bugüne uzanan kadim bir lanetin izini süren Soy, Türkiye’nin güçlü oyuncularını karanlık ve gizemli bir hikâyede buluşturuyor. Farah Zeynep Abdullah, Barış Arduç, Mehmet Yılmaz Ak, Özge Özacar ve Tamer Levent’in başrollerini paylaştığı filme Tûba Büyüküstün konuk oyuncu olarak eşlik ediyor. Zaman ve hafıza temaları etrafında şekillenen mistik gerilim – korku filmi Soy, 09 Ekim 2026 tarihinde ülke sinemalarımızda gösterime girecek.

  • Basın Bülteni
  • Teaserı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Uluslararası Yapım Şirketi Rozam’ın Türkiye’deki İlk Projesi Soy Filminin Teaser’ı Yayınlandı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu