Altın Portakal’da Yarışma Filmleri Günü

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, yeni haftaya film ekipleri ve seyircileri buluşturan söyleşilerle başladı. Pazartesi günü Ulusal Yarışma ve Yarışma Dışı Özel Gösterim kapsamında ikişer, Uluslararası Yarışma bölümünden de bir filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin karşısına çıktı. Ulusal Yarışma kapsamında ilk olarak Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda sinemaseverlerin beğenisine sunulan, Artakalan filminin ekibi, soruları cevapladı.

Altın Portakal’da Yarışma Filmleri Günü yazısına devam et →

Altın Portakal’da Festival Heyecanı Söyleşilerle Başladı

Türkiye’nin sinema şenliği, Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali,  perdelerini açtıktan sonra festival heyecanı başladı. Türk ve dünya sinemasının önde gelen yapımlarıyla bir hafta sürecek maratonda ilk gün, yarışma ve özel gösterim programındaki filmlerin ekipleri, seyirci karşısına çıktı. Altın Portakal, 25 Ekim 2026 Pazar günü Ulusal Yarışma filmlerinden de ikisini ağırladı. Bunlardan birincisi yönetmenliğini Biket İlhan’ın üstlenmiş olduğu Tatlı Maya filmiydi.

Altın Portakal’da Festival Heyecanı Söyleşilerle Başladı yazısına devam et →

Altın Portakal’da Ulusal Jüride Görev Değişikliği

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda jüri üyesi müzisyen Rahman Altın, özel sağlık sorunu nedeniyle görevini Gökhan Kırdar’a devretti. Söz yazarı, besteci, aranjör ve yapımcı kimlikleriyle tanınan Gökhan Kırdar, 1991’de söz ve müziği kendisine ait Karanlığın Gizi adlı şarkısıyla katıldığı yarışmada adını duyurdu. 90’larda Yerine Sevemem adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşan Kırdar’ın bu parçası, Türk pop müziğinin unutulmaz hit’leri arasına girdi. Atıf Yılmaz’ın yönettiği Gece, Melek ve Bizim Çocuklar filmiyle aynı adı taşıyan bestesi ve ardından Tutunamadım şarkısı, müzisyenin gizemli, otantik ve karanlık damarını yansıtıyordu.

Altın Portakal’da Ulusal Jüride Görev Değişikliği yazısına devam et →

Altın Portakal Daima Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı

Türkiye’nin en köklü sinema
şenliği, Antalya’da bir kez daha sinema ruhunu ateşledi. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24 Ekim Cumartesi günü, geleneksel kortejle başladı. Sinema ve TV dünyasının sevilen isimleri, Antalya sokaklarında sinemaseverlerin coşkusuyla karşılandı. Akşam yapılan açılış töreninde ise festivalin Onur Ödülleri usta oyuncular Tilbe Saran ve Menderes Samacılar’a, Sinema Emek Ödülleri ise makyöz Suzan Kardeş ve yapımcı Abdurrahman Keskiner’e verildi.

Altın Portakal Daima Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı yazısına devam et →

Marjinal Kültür Yayınları’nın Yeni Kitapları, Dut Serçesi, Eriha’nın Son Gülleri ve Erkek Leşi Satışa Sunuldu

Marjinal Kültür Yayınları’nın yeni kitapları Haydar Ali Albayrak’ın Dut Serçesi, İbrahim Yıldırım’ın Eriha’nın Son Gülleri: Hayal ve Kültür Evi Che’mber Söyleşileri ve Rıza Kıraç’ın Erkek Leşi adlı kitapları kitapçı raflarında yerlerini aldı ve satışa sunuldu. Rıza Kıraç’ın dördüncü öykü kitabı Vaya Con Dios ve kitaba adını veren Erkek Leşi bölümlerinden oluşuyor. Erkeklerin acımasız dünyasının bütün ayrıntılarında dolaşan Rıza Kıraç, erkeklik hallerini, açmazlarını – çıkmazlarını gerçekçi, yalın bir dille anlatıyor: “Her şey olur biter. Biliyorum, bütün peygamberler erkek, bu kentleri, sahte uygarlıkları erkekler kurdu. Lâkin, erkek leşi feci kokar, öyle böyle değil. Erkek olduğunu biliyorsan ölmeden cesedinden utanmalısın.’

  • Basın Bülteni: 1 / 2 / 3

Verona Film Günleri İstanbul’da Başlıyor: Üç Ülkeden Altı Film, Dört Gün Boyunca Ücretsiz Gösterilecek

İstanbul, uluslararası kültürel iş birliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu yıl 22 – 23 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen 19. Verona Avrasya Ekonomi Forumu’nun kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında yapılan Verona Forum Film Günleri, 22 – 25 Ekim 2026 tarihleri arasında Beyoğlu Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleşecek. New Italian Cinema Events, Mosfilm ve Boğaziçi Film Festivali’nin organizasyon ortakları arasında yer aldığı etkinlik, Türkiye, İtalya ve Rusya sinemasından altı filmi dört gün boyunca İstanbullu izleyicilerle buluşturacak. Etkinlikte dünya festivallerinde dikkat çeken yapımlar, sinema tarihine ve sanat dünyasına ışık tutan filmler yer alacak.

Verona Film Günleri İstanbul’da Başlıyor: Üç Ülkeden Altı Film, Dört Gün Boyunca Ücretsiz Gösterilecek yazısına devam et →

4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul, Ödül Töreniyle Tamamladı

16 – 20 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen 4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul (DFFI 2026), Fişekhane Ana Sahne’de düzenlenen kapanış ve ödül töreniyle sona erdi. Festival, farklı ülkelerden bağımsız kısa filmleri bir araya getirirken insan yaratıcılığı ve dijital üretim olanakları arasındaki ilişkiyi de merkezine aldı. Festival bu yıl “Ortak Bir Gelecek Mümkün mü? Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk” temasıyla yapıldı.

4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul, Ödül Töreniyle Tamamladı yazısına devam et →

Verona Forum Film Günleri

Boğaziçi Film Festivali’nin organizasyon ortakları arasında yer aldığı Verona Forum Film Günleri, 22 – 25 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da sinemaseverlerle buluşuyor. Etkinlik, Türkiye, İtalya ve Rusya sinemasından altı filmi Beyoğlu Atlas 1948 Sineması’nda izleyiciyle buluşturacak. 22 Ekim Perşembe günü gerçekleşecek açılış töreninin ardından, 2024 yılında 12. Boğaziçi Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü’nü kazanan, Nadim Güç’ün yönettiği Mukadderat filmi saat 19:30’da gösterilecek. Dört gün boyunca devam edecek Verona Forum Film Günleri’nde, farklı ülkelerin sinema anlayışlarını ve hikâyelerini bir araya getiren özel bir seçki izleyiciyle buluşacak.

Verona Forum Film Günleri yazısına devam et →

Berna Şahin’den Kadınların Kuşaklar Boyu Taşıdığı Sırların ve Dayanışmanın Romanı: Melekler de Zar Atar

Gazeteci Berna Şahin’in ilk romanı Melekler de Zar Atar, Anadolu’nun kadın dayanışması mirasını bugünün kadınlarının adalet arayışıyla buluşturuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap; aile sırlarını, İstanbul’un değişen yüzünü ve geçmişten aktarılan mücadeleleri gizem, gerilim ve mistik unsurlarla anlatıyor. Bir kadının hayatına kaç kuşağın hikâyesi sığar? Melekler de Zar Atar, bu sorunun izini, çocukluğundan gazetecilik yıllarına uzanan hayatıyla Sofya üzerinden sürüyor. İstanbul Haseki’de başlayan hikâyede, Sofya’nın mesleği gereği araştırdığı gerçekler ailesinin geçmişiyle iç içe geçiyor. Kayıplar ve saklı kalanlar açığa çıktıkça adalet isteği ile intikam arzusu arasındaki sınır da bulanıklaşıyor.

Berna Şahin’den Kadınların Kuşaklar Boyu Taşıdığı Sırların ve Dayanışmanın Romanı: Melekler de Zar Atar yazısına devam et →

Bafta Ödüllü Oyuncu Owen Teale, Uluslararası Digital Film Festival İstanbul’da Ödül Aldı

Bafta ödüllü İngiliz oyuncu Owen Teale, 4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul’da (DFFI 2026) Something Pointless filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Digital Film Academy tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen festival, 16 – 20 Ekim’de gerçekleştirilen film gösterimleri, söyleşiler ve sektör buluşmalarının ardından Fişekhane Ana Sahne’de düzenlenen kapanış ve ödül töreniyle sona erdi.

  • Basın Bülteni
  • Belgesel Film Ödülü Takdimi
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bafta Ödüllü Oyuncu Owen Teale, Uluslararası Digital Film Festival İstanbul’da Ödül Aldı yazısına devam et →

Yapı Kredi Yayınları’nda Son Çıkanlar: 22 – 23 Ekim

Yapı Kredi Yayınları, 22 – 23 Ekim’de Ingeborg Bachmann’ın Honditsch Haçı ve Diğer Öyküler, Friedrich Dürrenmatt’ın Kuşku, Will Gompertz’in Ne Kaçırdığınızı Bir Görün: Dünyayı Sanatçılar Gibi Görebilmenin Otuz Bir Yolu, ve Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz’ın Veda Etmek Çok Zor adlı adlı kitaplarını yayınlıyor. Ingeborg Bachmann’ın 1944 yılında on sekiz yaşındayken kaleme aldığı Honditsch Haçı ve Diğer Öyküler, bellek ve bireysel suçluluk temalarını ustalıkla işlediği, sıradan insanların şiddet karşısındaki kayıtsızlığını ya da suç ortaklığını sorguladığı çarpıcı bir metin. Bu uzun öykü Bachmann’ın daha sonra didişeceği milliyetçilik ve ataerkillik gibi konuların su yüzüne çıkmasıyla da önem taşıyor.

Yapı Kredi Yayınları’nda Son Çıkanlar: 22 – 23 Ekim yazısına devam et →

Sırtına Bir Şey Giy

Oğuz Anbarlı’nın yönettiği ve Nihat Mürşitpınar, Begüm Alınca, Mehmet Alp Sunaoğlu, Enis Yıldız, Zafer Gürcan, Mahir Akgünduğdu, Onur Ertem, Akif Demir ile Onur Tanyeri’nin oynadığı Sırtına Bir Şey Giy, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla Kalamar Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Leyla, tedaviyi reddeden inatçı dedesini şehre geri getirmek için Anadolu’daki köyüne gider. Ancak dedesinin direnişi kısa ziyaretini uzayan bir kalışa dönüştürür. Birlikte geçirdikleri gündelik hayat ve müzik aracılığıyla iki farklı kuşak, paylaştıkları rutinler ve müzik eşliğinde zamanla birbirlerinin ritmine uyum sağlamayı öğrenir.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Sırtına Bir Şey Giy yazısına devam et →

Sultana’ya Matera Fiction Film & TV Festivali’nden En İyi Film Ödülü

Yapımcılığını Rodi Kayım’ın üstlendiği Sultana, Matera Fiction Film & TV Festivali’nde Akdeniz Filmleri seçkisinin En İyi Film Ödülü’ne layık görüldü. Bir gece kulübünde çalışan yedi kadının hikâyesini anlatan film, kadınlar arasındaki rekabet ve dayanışmayı masalsı bir anlatımla ele alıyor. Tûba Büyüküstün ve Derya Pınar Ak’ın performanslarıyla da övgü toplayan filmin ödülünü senarist Erdi Işık aldı. Sultana, erkek egemen bir dünyada var olmaya çalışan kadınların güç mücadelelerini, rekabetlerini ve dayanışmalarını ikonik masallardan ilham alan bir anlatımla beyazperdeye taşıyor.

Sultana’ya Matera Fiction Film & TV Festivali’nden En İyi Film Ödülü yazısına devam et →

4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul Başladı

4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda yapılan açılış töreniyle başladı. “Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk” temasıyla düzenlenen festival, İstanbul’un farklı mekânlarında dünyanın dört bir yanından yönetmenlerin imzasını taşıyan ücretsiz film gösterimleriyle bağımsız sinemanın seçkin örneklerini izleyiciyle buluşturacak.

4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul Başladı yazısına devam et →

Hayatımı Geri İstiyorum / Clayface

‘DC Comics’ kökenli serilerin sinema dünyasındaki tahtı sarsılmaya başladı derken, ikonik süper kahramanların yerini hikâyelerin yan karakterleri almaya başladı. Dünya sinemalarıyla birlikte bizde de vizyona giren ‘Clayface’ bu akımın son örneği. Televizyonun ünlü ‘Black Mirror’ serisinde çalışmış, korku – gerilim türünün uzmanlarından James Watkins’in yönettiği film, ‘Batman’ çizgi serisinin ‘Feat of Clay’ bölümünden ilham almış.

Öykünün merkezinde yer alan Gotham City’nin yükselen yıldızı Matt Hagen’ın (Tom Rhys Harries) hayatı, bir gecelik ilişki yaşadığı güzeller güzeli Mia Torrez’in (Joana Riberio) sahibi Macar asıllı mafyozo iş insanı Markos Szabo’nun (David Dencik) saldırısıyla kararır. Suç patronunun sustalı bıçak darbeleriyle bebeksi yüzü ağır bir şekilde deforme olan ve tanınmaz hale gelen genç adam, eski haline dönebilme umuduyla, rejeneratif yapılanma üzerine tıbbi deneyler yapan Dr. Caitlyn Corr’un (Naomi Ackie) kapısını çalar. Yapay zekâ ile yönlendirilen nanohücrelerin hasarlı dokuları yenileriyle değiştirdiği

mucizevi müdahale sonucunda cildi düzelen ve kaybettiği hayatına geri dönmeye hazırlanan Hagen’ın mutluluğu çok uzun sürmez ve yüzü beklenmedik bir biçimde eski haline dönüşmeye başlar. Umutsuzluğa kapılan genç adam, doktorunun tüm itirazına rağmen hücreleri yenileyen aşırı doz serumu bedenine enjekte eder. Cildi ve tüm bedeni başkalarının şeklini alabilen geri dönülemez bir yoldadır artık. Kil benzeri bir yapıya dönüşmüş yeni bedeni ile birlikte ruhsal durumu da alt üst olan Hagen, kendisini bu hale getiren mafya üyelerinden ve ihanetlerine tanık olduğu yakın bildiği dostlarından acımasızca intikam alırken, yavaş yavaş insanlığını ve kendi kimliğini kaybederek bir canavara dönüşecektir.

‘Clayface’ bir DC karakteri olmasına karşın, Todd Philips’in ‘Joker’i gibi bağımsız bir havada ilerliyor. Korku evreninin üstadlarından Matt Flanagan’ın senaryo ortağı olduğu yapım, süper kahraman evrenine ‘body horror’ dokunuşu taşırken, Hagen -Caitlyn yakınlaşmasına gotik romantizm ögeleri barındırıyor. Watkins ve ‘Zavallılar / Poor Things’ ile Oscar almış harika yapım tasarımcısı James Price, 70’li, 80’li ve 90’lı yıllardan taradıkları New York fotoğraflarından yola çıkarak yeni Gotham’ı inşa etmişler. Bu da klasik Amerikan sinemasına dair hoş bir nostalji rüzgârı estiriyor. Hagen’ın başkalarının kimliğini ödünç aldığı finale yakın hesaplaşma sahnesinde ise gerilim doruğa tırmanıyor.

Bazı yabancı yazarlar David Cronenberg imzalı ünlü ‘Sinek / The Fly’daki (1986) bedensel dönüşümden ya da Sam Raimi’nin yönettiği ‘Karanlık Adam / Darkman’ (1990) esinlerinden söz etmişler. Bunlara katılıyorum. Kişisel olarak daha da eskilere giderek, 70’li yılların başında Saray Sineması’nda izlediğim 1968 yapımı küçük bütçeli İngiliz yapımı ‘Dehşet Kasırgası / Corruption’ı anımsıyorum. Karısının yanıklar içindeki yüzünü eski haline getirebilmek için canlı doku peşine düşen ve sokak fahişelerini katleden bir seri katile dönüşen, efsanevi Peter Cushing’in canlandırdığı saygın cerrahın hikâyesi geliyor gözlerimin önüne.

DC evreniyle pek aram yoktur ama ‘Clayface’i sevdim. Farklı insanların yerine geçebilme yetisinin bir aktör için ne denli cazip olabileceği fikrine bayıldım. ‘En iyi intikam, hayatını güzel yaşamaktır’ düşüncesini savunan Dr. Corr ile ‘hayatım boyunca rüyalar içinde yaşamışım, kendimi kandırmak için duygularımı bastırmışım, ama senin için herkes olurum’ sözlerini sarf eden Hagen’ın tezat aşkları Frankenstein kıvamında yeni bir çizgide yol alacak gibi duruyor. Galler’den gelen yetenekli Rhys Harries’in, Hagen’ın trajik olaylar öncesinde rol aldığı filmden ‘hepinizin peşine düşeceğim, cehennem de benimle birlikte geliyor’ repliği bir devam filmini müjdeliyor.

(23 Ekim 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu